Bas?n

Işığın Yansıması’ndan Konser Ve Albüm - Cumhuriyet 19/2/2001

Şiirden Şarkıya - Cumhuriyet Dergi 26/4/1998 - Kevser Devecioğlu

Rockun Akademisyenleri - Milliyet 20/3/1998 - Efkan Kula

Popvirüs - Hürriyet 29/6/1997 - Lale Barçın İmer

Akıntıya Karşı Duran Müzik - Yeni Yüzyıl 4/8/1997

Ders Arası Rock - Yeni Yüzyıl 29/8/1997 - Roşan Karakaş

Rockun Protest Profesörü - Aktüel 16/7/1997 - Gündem İhsan

Işığın Yansıması - Cumhuriyet 12/6/1997 - Toktamış Ateş

Işığın Yansıması Göz Alıyor - Radikal 6/6/1997 - Serkan Seymen

Rock Şairleri Misafir Ediyor - Cumhuriyet 7/4/1997 - Cumhur Cambazoğlu

Müzik Hayatımda Bir Renk - Nokta 28/5/1995 - Deniz Ambarlı

Alternatif Bir Çalışma - Cumhuriyet 29/10/1994

Bir Çiçek Yılı - Hürriyet 10/7/1994 - Lale Barçın İmer

Müziğin Siyasetçisi - Oscar Tv 4/2/1994 - Canan Güneri

Aptulika

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

IŞIĞIN YANSIMASI’NDAN KONSER VE ALBÜM
01
Ünlü şairlerin dizelerine müzikal yorum getirip rocka taşıyan Işığın Yansıması, yeni kadrosuyla pazartesi gecesi ADA Kültür Merkezi'nde konser verecek. Işığın Yansıması bu konserde yeni hazırladığı albümden beş parçayı da seslendirecek.

Işığın Yansıması'ndan konser ve albüm

Işığın Yansıması bu pazartesi (21 Şubat) 20.30'da ADA Kültür Merkezimde konsere çıkıyor. 1994'te bestelerini değişik şarkıcılara yorumlatıp Bir Çiçek Yılı Sonra albümünü üreten, ardından 1997'de bu kez Işığın Yansıması adını verdiği ve kendinin de yer aldığı grupla Birdenbire'yi yayımlayan Murat Ozyüksel, yerli rockta özgün yolunu açmayı başarmış bir besteci.

Ünlü şairlerin dizelerine müzikal yorum getirip roca taşıyan Özyüksel 'den konser ve hazırlığı süren yeni albümle ilgili bilgi aldık:

- Konserin repertuvarında neler var; yeni parçalar dinleyebilecek miyiz?

MURAT ÖZYÜKSEL - ilk iki albümdeki parçalara ek olarak dört ya da beş yeni beste çalacağız. Yeni hazırladığımız albümün yansına yakınım dolayısıyla konserde dinletmiş olacağız. Onsekiz, yirmi parça çalıyoruz konserlerde genellikle.

- Yeni besteleri merak ettik...

ÖZYÜKSEL - Birincisi Nâzım Hikmet'in oğlu Memet'e yazdığı 'Tohuma, Toprağa, Denize İnan' diye başlayan bir mektup. İkincisi Hasan Hüseyin'in Nerde Ellerin; soundu hayli sert. Üçüncüsü eskiden beri çaldığımız, gündeme getirmediğimiz Karacaoğlan'ın Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Olüm'ü. Anonim tema­nın üzerine biraz Işığın Yansıması motiflerini kattık... Ben TRT'ye Osmanlı demiryollarıyla ilgili bir belgesel yazıyorum, müziklerini de yapıyorum; orada Kara Tren Gelmez Mola'yı kullandım. Çok hoş bir rock türkü oldu. Onu da repertuvarımıza aldık. Bir de konsere yetistirmeye çalıştığımız yeni parça var; ingiliz burjuva döneminde yaşanmış Kazıcılar hareketini yansıtan, kazıcıların ekin ekerken söylediği halk şarkısının sözlerini bulduk. Müziğini bilemiyoruz ama, biz onu İngiliz tarzı rock parça şeklinde besteledik. Albüme mutlaka koyacağız., ama konsere yetiştirir miyiz bilemiyorum hâlâ.

- Birdenbire albümünden sonra kadroda değişiklik oldu. Kimler geldi, kimler gitti ?

ÖZYÜKSEL- Albümden sonra grup dağılmadı, ama motivasyonu çok yüksek değildi doğrusu. Bir kan değişikliği oldu ardından; Murat Durmaz ayrıldı. Işığın Yansıması'nın Bursa 'da kurulduğu günlerdeki ilk kadrosunda yer almış gitarist Ayhan Orhuntaş geldi. Aynca ilk albüm Bir Çiçek Yılı Sonra 'da Günaydın Sabah adlı parçayı seslendiren Ali Erenus katıldı aramıza. Bassda eski kadrodan Barlas Çevikus devam ediyor. Standart davulcumuz yoktu; Ertuğrul Koç da artık sürekli bizimle çalıyor. Bu beşliyle yolumuza devam ediyoruz.

- Dinleyicileriniz yeni albümün çıkışı için belli bir tarih ister. Ne zaman hazır olur yeni çalışma?

ÖZYUKSEL-Ben üniversitede görevliyim, diğer arkadaşların da farklı işleri var. Devamlı toplanamıyoruz, mükemmeliyetçi tutumumuz olduğu için çok çalışmamız gerekiyor. Dolayısıyla uzun sürebilir. Yazın da albüm çıkmayacağına göre eylül diyelim biz yayım tarihine. Bu arada ilk albümdeki Harbe Giden'i yeniden yorumlayıp koyacağımızı haber vereyim.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CUMHURİYET DERGİ - 26 NİSAN 1998
KEVSER DEVECİOĞLU02

Murat Özyüksel, Murat Durmaz, Barlas Çevikus, müzik çalışmalarına 10 yıl önce Bursa'da başladılar. Daha sonra onlara Deniz Güngör katıldı. 1994'de çıkan ilk albümleri, "Bir Çiçek Yılı Sonra", şimdiki grup üyelerinin bir arada olmamasından dolayı Ercüment Vural 'la birlikte Murat Özyüksel adına çıktı. 1997'de çıkan ikinci albümleri ise "Birdenbire" adını taşıyordu. Albümlerinde yer alan Bütün parçaların sözleri şiirlerden oluşuyor. Grup Uludağ Üniversitesi kökenli. Grubun kurulmasına öncülük eden Murat Özyüksel, İstanbul Üniversitesi'nde Öğretim üyesi. Grubun adı, " Işığın Yansıması"

Işığın Yansıması nasıl kuruldu?

Özyüksel: Yaklaşık lO yıl önce Bursa'da konserler vermeye başladık. Bir araya gelip zevk almak, birlikte bir şeyler paylaşmak,müzikal üretimin kolektif boyutunu yakalayabilmek için müzik yapıyorduk. Konserlere ilgi artınca, olaya daha farklı yönlerden bakarak besteler üzerinde daha yoğun çalışmaya başladık.

Çevikus: Murat Özyüksel, Uludağ Üniversitesi'nde öğretim üyeliği görevini yaparken grubu kurmuştu. Hocamız İstanbul Üniversitesi'ne geçti ve bir süre ara verdik. Grubun diğer üyeleri de mezun olup İstanbul ' a gelince grup yeniden gündeme geldi.

İlk albümünüz nasıl çıktı?

Özyüksel: Grubun yokluğunda Ercüment Vural'la kafa kafaya verdik ve konserlerde çaldığımız parçaları düzenleyip birkaç yeni beste ekleyerek "Bir Çiçek Yılı Sonra"yı oluşturduk, îki parçayı Ercüment Vural söyledi. Diğer parçaları Ali Erenus, Selen Gülün, Teoman Yakupoğlu, Aslı Omağ yorumladılar.

Çevikus: istanbul'a dönmemizle birlikte grup yeniden toplandı ve yeni albüm çalışmaları gündeme geldi. Yeni ve eski parçaların düzenlemeleriyle 1997 Haziran'ında ikinci albümümüz  "Birdenbire"yi yaptık.

Neden Işığın Yansıması?

Özyüksel: İsme bütün grup üyeleriyle birlikte karar verdik. Bursa'da konser verdiğimiz sıralarda grubun ismi bile yoktu. Afşar Timuçin'in Işığın Yansıması şiirini çok seviyorduk ve konserlerde sık sık söylüyorduk. Hem anlam hem de estetik bağlamda bize cazip geldiği için bu isimde karar kıldık.

Albümlerinizde yer alan parçaların hepsinin sözleri şiirlerden mi oluşuyor?

Özyüksel: Evet, albümlerdeki bütün bestelerin sözleri şiir. Ağırlıklı olarak da Afşar Timuçin'in şiirleri yer alıyor. Başka şairlerin beğendiğimiz şiirlerine de yer veriyoruz. Orhan Veli, Cahit Külebi, Nâzım Hikmet, Özcan Yurdalan ve Nihal Özyüksel gibi şairlerin şiirleri yer alıyor.

Neden Afşar Timuçin'in şiirleri?

Özyüksel: Onun dünya görüşünü, dünyaya bakışını paylaşıyor ve şiirinin estetiğini seviyoruz. Şiirleri rock müziğine çok uygun sözler ve ritim içeriyor. Estetik var, belli bir bakış açısıyla slogancı değil.

Albümlerde yer alan şiirlere nasıl karar veriyorsunuz ve kim seçiyor?

Çevikus: Şiir kitapları okunurken zaten insan beynine takılan, kendi hayat görüşüne uyan şiirler mutlaka vardır. Seçtiğimiz şiirler lirizm içeriyor, melodik oluyor. Bizim kendi hayat görüşümüze ve müziğimizin lirizmine uyacak şiirleri seçiyoruz.

Özyüksel: Kayda girip sunuluş aşamasına kadar sürekli bir araya gelip parçalar üzerinde çalışıyoruz. Son kasette 12 şarkı varsa 20-30 şarkı çalışmışızdır. Söz, müzik, sound her şey bizce tatmin edici bir olgunluğa erişmiştir ve albüme almışızdır..

Şiir sizin için ne ifade ediyor?

Çevikus: Şiir okumak, İnsana beyinsel bir rahatlama getiriyor. Şiir ya da şarkı sözü bana bir şeyler ifade edebilmeli, insan kendinden bir şeyler bulabilmeli, beni biraz çözebilmeli, kendinde bulamadığın yanları sana daha iyi ifade edebilmeli ve sıcak gelmeli. Çünkü yaşam bir şiirdir.

Özyüksel: Şiir insana, yaşama dair bir anlatımdır. Okurken öyle bir şekilde gelip sizi buluyor ki bunu düşünüyordum ama ifade edememiştim diyebiliyorsunuz. Şiirlerin yaşamla birebir bağlantısı var. Örneğin doçentlik sınavına hazırlanıyorsun, sıkılmışsın ve bir şarkı duyuyorsun. "Yaşamak alışmaktır/İşportada satılan kadın geceliklerine/Alışmak manavlara/ Alışmak doçentlik tezlerine"

Her zaman olmasa da yaşadıklarınla şiir bir anda böyle örtüşebiliyor. O ritrni, o duyguyu içinizde hissediyorsunuz. Yaşamın içinde o şiir sizin için ön plana çıkıyor. Belki gerçekten estetize edilmiş bir yaşamı, belki şiir gibi yaşamaya, özlemi ifade ediyor...

Durmaz: Şiirle birlikte müzik de benim için önemli. Sırf şiir olduğu için müzik yapmıyoruz. Ama müzikle şiirbirbirini tamamlıyor. Bazı şiirlerin ritmi var.

Peki Afşar Timuçin'in tepkileri nasıl?

Özyüksel: Çok beğendiğini, tat aldığını ifade etti.

Bestelemek için seçtiğiniz şiirlerle, yaşamınızda etkilendiğiniz olaylar arasında bir bağ kurulabilir mi?

Genellikle evet. Örneğin sevgili dostum Özcan Yurdalan'ın "Pembe Karanfilli Kız", 1 Mayıs gösterisinde trafik polisi tarafından kurşunlanan 17 yaşındabir gençle ilgili. Yurdalan şiirine "Mehmet Akif Dalcı/tanımadığımız bir delikanlıydı/gazetede fotoğrafını görmeden/o gece rüyama bir kurşun gibi girmeden önce" sözleriyle başlıyor. Uğur Mumcu'yu yitirmenin getirdiği dayanılmaz üzüntü içindeyken karşıma Afşar Timuçin'in sözleri çıktı.

"Değil mi ki kayalarda çiçeklenen savaşsın/Gökte sevinçsin beyaz beyaz/ Değil mi ki yıkadın tarlaları/Değil rni ki dağlardan/Geldiğin gün başlamayı bekler yaz"

(Özyüksel'e) Müzisyenliğin yanında öğretim üyeliğinizi de sürdürüyorsunuz...

Özyüksel: Siyasi tarih benim öğrencilik yıllarımdan beri meraklı olduğum bir alan; Müzikle de lise yıllarımdan beri ilgilendim. Ama ikisi arasında ilişki kurmak gerekirse yaratıcılık boyutunda olabilir. Mesela Şeyh Bedrettin olayını düşünmek, tarihsel bağlamda tüm yönleriyle algılamaya çalışırken, bunu şiir formunda gerçekleştirebilmiş büyük bir şairin diliyle bestelemek ve onu daha vurucu bir şekilde insanlara sunmak. Belki böylesi bir çalışma tarihçilik ile müzisyenliğimin bir kesişme noktasını oluşturabilir. Bunun dışında öğretim üyeliği ile müzisyenlik arasındaki ilişki, doktorluk, mühendislik gibi herhangi bir meslekte olandan farklı gelmiyor.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

03

MİLLİYET – 20 MART 1998

EFKAN KULA
  


Rock’un Akademisyenleri

Bir profesör ve öğrencilerinden oluşan Işığın Yansıması, bir rock topluluğu. Grup, otoriteler tarafından geçtiğimiz yılın en iyi toplulukları arasında gösteriliyor.

Işığın Yansıması, gitarda Murat Özyüksel (40), vokalde Murat Durmaz (28), bas gitarda Barlas Çevikus (28) ve davulda Deniz Güngör'den  (24)  oluşuyor. Seyircilere "ışık üstünüzde olsun" diyerek selam veren grup, şu an l.Ü. iktisat Fakültesinde öğretini görevlisi olan Prof. Murat Özyüksel'in 1985'te Uludağ Üniversitesi'nde çalışırken öğrenciler tarafından oluşturulmak istenen bir müzik kulübü girişiminde, onlara yardım etmesiyle doğmuş.

'Bir çiçek yılı sonra'
Murat Özyüksel'in müzikal geçmişi de var. Lise yıllarında çeşitli gruplarla, üniversitede de bireysel çalışmalarla müziğe devam etmiş. Hatta o dönemde Cem Karaca, Selda Bağcan ile beraber bir turneye bile çıkmışlar. Özyüksel 1990'da istanbul'a döndükten sonra, Bursa'da Işığın Yansımasıyla yaptıkları şarkıları Ercüment Vural'ın düzenlemeleriyle "Bir Çiçek Yılı Sonra" adlı albümde toplamış. Murat ve Barlas da okulu bitirip İstanbul'a yerleşince, Işığın Yansıması yeniden canlanmış ve 1997 Haziranı'nda "Birdenbire" adlı son albümlerini çıkartmışlar. Deniz Güngör ise gruba bu arada katılmış.

"Birdenbire"de tüm müzikler Murat Özyüksel'in. Sözler ise Afşar Timuçin, Orhan Veli, Nazım Hikmet gibi İmzalara ait. Özyüksel, bu şiirlerin melodiyi hazırladığı inancında olduğu için böyle bir seçim yaptığını söylüyor. Bir de kullandığı şiirlerdeki estetik ve yaşama bakış açısı bu seçimde belirleyici olmuş.

Bir üniversite profesörünün bir rock grubunda çalması, hatta grubun kurulmasında ön ayak olması az görülmüş bir şey, Özyüksel, bunun insanlara değişik gelebileceğini ama müzik yaparken bu temayı öne çıkartmak istemediklerini söylüyor.

Grup kendilerini nasıl sunacaklarından çok, nasıl daha iyi müzik yapabilecekleri üzerine kafa yoruyor. Çünkü müzik piyasasının promosyon mantığına bulaşmak istemiyorlar. Özyüksel için, işin en güzel tarafı piyasa kaygılarından uzak, istedikleri müziği yapabilmele­ri. "Salt müzisyen olsam, bu kadar özgür davranamazdım," diyor.

Her şey birdenbire oldu
Işığın Yansıması, "Birdenbire" ad­lı albümünü yaptıktan sonra, albümle aynı adlı şarkıya bir de klip çekmiş. Müşfik Kenter'in "Her şey birdenbire oldu." demesiyle başla­yan klip birkaç kanal dışında pek gösterilme şansı bulamamış.

Özyüksel albümlerinin bir pop albümü gibi çok fazla satmadığını ama onlar kadar da çabuk tükenmediğini söylüyor. Onların albümlerinin her zaman sattığını görüşünde. Fark edilmeyi beklediklerini, çaldıkça da daha çok tanındıklarını söylüyor. "Birdenbire" ilk albüme göre daha fazla dinleyici bulmuş, üçün­cü bir albümle bu grafiği yükseltecekleri inancındalar.

Grup, müzik yazarları tarafından 97'de yapılan bir müzik Üstesinde iyi birkaç isim arasında gösterilmiş. Işığın Yansıması'nın dinleyici profilini genel olarak gençler oluşturuyor. Yeterince popüler olmadıkları için organizasyon şansı bulamıyor ve turneye çıkamıyorlar. Bunun dışında verdikleri konserlerin iyi geçtiğini söylüyorlar. Özyüksel ayrıca Türkiye rock müziğinde gelişmeler olduğu inancında. Türkçe sözlü bestelerin artması onu sevindirmiş. Ama henüz rock müziğine uygun sözler yazılmaması ve Türkçe'nin de iyi kullanılmaması, eleştirdiği birkaç nokta. Işığın Yansıması, hiç yerli enstrüman kullanmıyor. Ama grup üyeleri gene de şarkılarında bir "buralılık" olduğu inancındalar. Gruptaki genç takım, Türkiye'de iyi müziğin halka sunulmamasından şikayetçi. Barlas, halkın beğenisi öne sürülerek pop müzik yapıldığını, aslında halkın sadece müzikte samimiyet istediğini söylüyor. Solist Murat, Türkiye'de pek çok alanda olduğu gibi müzikte de her şeyin tekrarlandığını, o yüzden farklı şeyler çıkmadığını, davulcu Deniz ise yurt dışındaki popüler müzik piyasasının da çok farklı olmadığını ama iyi müziğin önünün hep açık olduğunu söylüyor.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HÜRRİYET - 29 HAZİRAN 1997
POPVİRÜS - LALE BARÇIN İMER

Işığın Yansıması

Bir Çiçek Yılı Sonra" isimli farklı bir albümle tanımıştık Murat Özyüksel'i... İmzasını taşıyan söz ve bestelerin yanı sıra çeşitli şairlerin eserlerini de müzikleyen Murat Özyüksel, bu sarkılan değişik genç solistlere okutmuştu. Bugün ünlülerinden Teoman'ın da bu albümde iki vokali vardı.

Aradan uzun bir süre geçti ve bu albüm gönlümün "Türkiye'de piyasaya çıkmış en iyi rock albümleri" sıralamasında zirvesine yerleşiverdi.

Şimdi de "Işığın Yansıması" isimli topluluk ve "Birdenbire" isimli albümle, benim gibi müzikte alternatif arayışında olanları mutlu etti Özyüksel. Yine sevdiği şairlerin eserlerini müziklemişti ve "Bu dizeler yaşamımızın içine o kadar girmişti ki, daha iyisi yazılamazdı. O halde müziklenmeliydiler" diyordu... Günümüzdeki o abuk sabuk şarkı sözlerini göz Önüne alırsanız; Murat Özyüksel'in bu düşüncesine katılmamak ne mümkün.

Orhan Veli'nin "Birdenbire"si ve "Gün Olur"u, Afşar Timuçin'in "Bir Yaz Günlüğü" ve "Kalyonlar"ı, Nazım Hikmet'in "Anlamak Sevgilim"i ve kısa bir süre önce yitirdiğimiz Cahit Külebi'nin "Hikaye"si, Özyüksel ve genç ekibinin müziği ve genç yetenek Murat Durmaz'ın vokaliyle hayli etkileyici. "Gerçek" rock soundunu hissettiğiniz altyapı titiz ve güçlü bir biçimde oluşturulmuş. Besteleri güçlü, sunumu düzeyli, duygusu içten, ışığı güzel "Işığın Yansımasının... Yeni yitirdiğimiz Cahit Külebi'ye olan sevigimden midir nedir "Hikaye" beni öyle etkiliyor ki.

"Birdenbire"yi, farklı, kaliteli bir albüm arayışında olanlara şiddetle tavsiye ederim. Çünkü.... "Aşk birdenbire, sevinç birden bire, yollar, kırlar, kediler, insanlar birdenbire... Her şey birdenbire oldu; birdenbire vurdu günışığı yere; gökyüzü birdenbire oldu; mavi birdenbire..."
 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YENİ YÜZYIL - AĞUSTOS 199705

Akıntıya karşı duran müzik

Türkçe soft rock baladlarıyla dolu olan "Bir Çiçek Yılı Sonra" albümü, Bülent Ortaçgil'in "bu Şarkılar Adam Olmaz" çalışmasından sonra su yüzüne çıkan bir başka benzer ama kaliteli bir ürün

Murat Özyüksel'in "Bir Çiçek Yılı Sonra" adını taşıyan albümü, kapağının içinde de yazdığı gibi alıştığımız türden bir çalışma değil. Afşar Timuçin'in şiirleri albümün liriklerinin çoğunluğunu oluşturuyor. Orhan Vefi'nin "Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk" isimli dizeleri de yine aynı adlı şarkıda karşımıza çıkıyor.

Murat Özyüksel 1993 yılında Ercüment Vural ile birlikte bir buçuk yıl süren bir çalışma sonucu "Bir Çiçek Yılı Sonra" albümünün ortaya çıkarttı. Ortalığı kasıp, kavuran bildik Türk pop albümlerine nazaran kesinlikle farklı olmayı amaçlamış bir çalışma, batı popçularında rastladığımız en klasik soundlar bu albümün içine yer, yer serpiştirilmiş. Örneğin "Yaşamak Alışmaktır" şarkısında hafif bir Jamaica esintisi bile bulmak mümkün. İkinci yüzün hemen başında yer alan "Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk" id­,dialı başlayan ancak temposunu bir düşürüp, bir yükselten tabiri caizse biraz acayip bir şarkı. Buna rağmen Özellikle bu şarkının memleketimizde çok tutulması şansı var, ayrıca bu bestenin solisti olarak görünen Teoman Yakupoğlu'nun başarısının dikkate değer olduğunu belirtmekte fayda var. Fazlaca duyarlı olarak kaleme alınmış kapak içi yazıları başlangıçta içime bir korku salmıştı ancak daha sonra, kasetten yayılan mûsikiler yüreğime su serpti. Bülent Ortaçgil'in "Bu Şarkılar Adam Olmaz" benzeri, ortalıkta çok rastlanmayan bir kaset olan "Bir Çiçek Yılı Sonra" Türkçe rock dinlemek isteyenler için şimdiye değin yapılmış en iyi örneklerden biri. Zaman zaman 70'lerin soft rock baladlarına benzemesine karşın (bu türü sevmemem tamamiyle benim sorunum tabi, eğer siz seviyorsanız o zaman hiç mesele yok) bu albümün ferahlatıcı sakıza benzer etkisi olduğu kesin.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YENİ YÜZYIL – 29 AĞUSTOS 1997

ROŞAN KARAKAŞ

06 Ders arası rock

Siyasi tarih uzmanı Prof. Murat Özyüksel, öğrencileriyle birlikteliğini konser salonuna da taşıyor. Özyüksel'in iki öğrencisiyle kurduğu rock grup "Işığın Yansıması", "Birdenbire" adlı ilk albümünü çıkardı.

İstanbul- Siyasi tarih uzmanı Prof. Murat Özyüksel diğer akademisyenler gibi her gün istanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi'nda derslere giriyor, ama onu diğer hocalardan ayıran, öğrencileriyle birlikteliğini konser alanlarına taşıması.

Derslerde pürdikkat anlatılanları dinleyen öğrenciler, daha sonra konser salonlarında Özyüksel'in çaldığı rock parçalara tempo tutuyor. Ozyüksel'in eski iki öğrencisiyle kurduğu rock grup "Işığın Yansıması", "Birdenbire" isimli ilk albümünü geçtiğimiz günlerde çıkardı.

Uzun seneler müzikle ilgilendikten sonra akademisyenliği uğruna bir ara müzikten vazgeçen Özyüksel, ders verdiği Uludağ Üniversitesi'nde müzik kulübü başkanlığına getirilince gitarı yeniden eline almış. Ancak kısa bir süre sonra kulüp çalışmaları ilerleyerek sahneye taşmış, iki öğrencisi Murat Durmaz ve Barlas Çevikus'la "Işığın Yansıması" grubunu kurarak konserler vermeye başlamış.

Derslerde çok ciddi

Özyüksel ders verdiği öğrencileriyle diyalogunun müzikten önce de iyi olduğunu söylüyor: "Aradaki ilişki onlara nasıl yaklaştığınızla ilgili. Ben derslerde beklenileninin ötesinde ciddiyimdir. Ama öğrencilerle ilişkim dersle kalmıyor. Tabii ki bu ilişkiye derinlik kazandırıyor. Bir profesörün rock müzikle ilgilenmesi dışarıdan ilginç ve değişik görünebilir, ama ben bunu o kadar doğal yaşıyorum ki. Öğrenciler ise sadece ilk duyduklarında biraz şaşırıyorlar."

Özyüksel akademisyen ve müzisyen kimliğinin birarada kullanılmasından ve "rock'çı profesör" tanımlamasından duyduğu rahatsızlığı ise, "Ben profesör olduğum için müzik yapmıyorum ki" diyerek dile getiriyor. Özyüksel'in İstanbul Üniversitesi'ne geçişiyle çalışmalarına ara veren grubun tekrar toparlanması ancak Murat ve Barlas'ın okullarım bitirip istanbul'a gelmesiyle mümkün olmuş.

Pop'a rock cilası

Bir süre barlarda çalan grubun çıkardığı "Birdenbire" isimli albümde müzik Murat Özyüksel'e ait, sözler ise Afşar Timuçin, Orhan Veli, Cahit Külebi, Nazım Hikmet'in şiirlerinden oluşuyor. Türkiye'de pop müziğin rock'la cilalandığını söyleyip 70'lerin rock müziğini tercih ettiklerini belirtiyorlar.

Rock müziğe bakış açılarını ise şu sözlerle anlatıyorlar: "Biz sağlam duruyoruz, topluma muhalif duran, protest bir tavrımız var ve biz klâsik rock yapıyoruz."

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AKTÜEL - 16 TEMMUZ 1997
GÜNDEM - İNSAN

Özyüksel'in akademik kariyeri 17 yılı buluyor. 19'uncu07 yüzyıl başında demiryolları kanalıyla Almanlar'ın Ortadoğu'da nasıl yeni pazarlar, sömürgeler yarattığını incelediği çalışması doçentlik tezini oluşturmuş. Hicaz Demiryolu üzerine çalışması ise yayımlanmayı bekliyor.

Önceleri "rock'çu akademisyen" imajından rahatsız olduğunu söylüyor Özyüksel. Eserleri yayımlanıp akademik ciddiyeti ortaya çıkınca rahatlamış.

İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi'nin ek bi­nasında, yıllardır sürgünde yaşayan Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyeleri arasından son 10 yılda Türkiye'nin gündemine birçok renkli şahsiyet girdi. Profesör Toktamış Ateş Cumhuriyet ve Aktüel'de yazmaya başladıktan sonra, akademik unvanından sıyrılıp laik - antilaik geriliminde tarafları sağduyuya çağıran ılımlı bir misyonun sözcüsü oldu. Profesör Cemil Oktay, Cem Boyner'le birlikte YDH'nın kurucuları arasında yer aldı. En son Doçent Ufuk Uras, ÖDP hareketiyle muhaliflere seçenek sundu.

Şimdilerde aynı bölümden yeni bir akademisyen farklı portresiyle çıkıyor kamuoyunun önüne: Siyasi Tarih Profesörü Murat Özyüksel. Onun da söyleyecek sözü, misyonu var. Ama yöntemi farklı; müzik diliyle konuşuyor. Topluma sloganlar yerine Afşar Timuçin'in, Orhan Veli'nin, Özdemir Asaf in şiirleriyle, rock formundaki şarkılarıyla sesleniyor. Belki mesajı siyaseti seçen meslektaşları kadar hızlı değil, ama sağlam adımlarla dalga dalga yayılıyor.

Unutkan tarihçi

"Amatör ruhla, hiçbir kişisel fayda beklemeden sürdürülen bir uğraş bu" diyor Özyüksel. Bestelerinin ortaya çıkması, konserlerde seslendirilmesi, CD'lere kaydedilmesi hep çev­resindeki müzik dostlarının desteğiyle, özverili yardımıyla olmuş. "Eğer istediğim ortamı, özgürlüğü bulmasaydım hiçbiri ortaya çıkmazdı." Söylediklerine bakılırsa, bestelerinin ortaya çıkması, albümleri hep güzel rastlantıların ürünü.

Bilim dünyasında Özyüksel siyasi tarih uzmanı olarak tanı­nıyor. 19'uncu yüzyıl başında demiryolları kanalıyla Almanlar'ın Ortadoğu'da kendilerine nasıl yeni pazarlar, sömürgeler yarattığım incelemiş uzun süre. Çalışması doçentlik tezini oluşturmuş. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ekonomik ilişkiler üzerine yayımlanmış, Hicaz Demiryolu üzerine yayımlanmayı bekleyen çalışmaları var. Akademik kariyeri 17 yılı buluyor. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde başlamış, Bursa Uludağ Üniversitesi'nde devam etmiş. Son birkaç yıldır mezun olduğu okulda. Uluslararası İlişkiler bölü­münde lisans, lisansüstü ve doktora programlarında "Siyasi Tarih," "Siyasi Düşünce Tarihi," "Ortadoğu Tarihi" ve "Avrupa ile Türkiye'nin Ekono­mik Tarihi" olmak üzere dört ayrı dalda ders veriyor.

Akademik yaşamında tarih­le bu kadar içice olan Özyüksel, özel yaşamındaki önemli tarihleri neredeyse silmiş. Yaşam öyküsünden bahsederken hiçbirini hatırlamadığı çıkıyor ortaya: "Tarihlerle başım pek hoş değil. Bir türlü aklımda tutamıyorum. Galiba 1990'ların başında doçent, iki yıl önce profesör oldum. Evlilik yıldönümü de hatırlamam. Eşim de aynı şekilde. Dostlar arayıp hatırlatır..." Durumu tarihlerden çok olayların önemine konsantre olmasıyla açıklıyor.

"Rock'çu doçent"

Özyüksel'in müzik kariyeri akademistliğinden daha eskilere uzanıyor. İstanbul Erkek Lisesi'ndeki öğrencilik yıllarında Yes, Black Sabbath, De­ep Purple dinleyerek başlamış müziğe. İlk gitarını 1969'da, orta bir öğrencisiyken harçlığını biriktirip almış. Lisede okul grubu ve kendi topluluğunda çalıyormuş: "Dersleri geriye çekip müzikte yoğunlaştığım yıllardı. Çok parlak bir öğrenci değildim. İyi müzik yapmaya çalışıyordum. Deep Purple'ı dinler, onlar gibi çalmaya çalşırdık."

Okulun son yılında sınıf arkadaşlarıyla Milliyet'in liselerarası yarışmasında ödül ka­zanmış. Bach'ın "Partita 2"siyle düzenleme, "Köyden Kente Göç" adlı çalışmalarıyla Türkiye ikincisi olmuşlar.

Özyüksel'in müzik merakı 1970'lerin ikinci yarısında, üniversite günlerinde de sürmüş. Gitarıyla okulda konserler vermiş. "Cem Karaca'yla tanışmam benim için önemli bir olaydı. Selda ve Karaca'ya 50 günlük uzun bir Türkiye turnesine çıktık. Gitar eşliğinde bestelerimi söylüyordum. Turne Önemli bir deneyim oldu."

Amatörlükten profesyonelliğe yöneldiği günlerde bir anda müzik macerasına, noktayı koyuvermiş. "Üniversiteyi bitirdiğimde kendime sordum, nasıl yaşarsam daha az mutsuz olurum, dîye. Akademisyen olabilirdim. Bugünü anlamak için dünü çözmek gerekiyordu. Tarihçi olmaya karar verdim."

Genç bilimadamı adayı 12 EylüPün karanlık günlerinde İstanbul'u terkedip Bursa'ya yerleşmiş. Uludağ Üniversitesi iktisat Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlamış. Müziği bırakmasının gerekçesi ilginç: "İnsan yaptığı işte gerçekten iyi olmalı. Akademisyen olmaya karar vermiştim. '80 öncesinin sıcak politik ortamında gerekli formasyonu edinemediğimi düşünüyordum. Gitarımı hediye edip hızlı bir 'eksik tamamlama' programına başladım."

Müzik virüsünün genç bilimadamının kanına yeniden girdiği tarih 1983. Okulda bir müzik kulübü kurulunca, ilgisini bilenler başkan tayin etmiş onu. Kulüpteki müzik sohbetlerinde besteler çalınıp söylenmeye başlanmış, konser projeleri geliştirilmiş. Grup kurup bir de isim vermişler: "Utopia." Sonra kitap adından vazgeçilip Afşar Timu­çin'den bir şiir başlığı seçilmiş:

"Işığın Yansıması." "Grupta ben de gitar çalıyordum. Gazeteciler fotoğrafımı çekmiş. Ertesi gün elimde gitarla yerel bir gazeteye haber oldum. 'Rock'çu Doçent' diye başlık atmışlar. Çok rahatsız ediciydi. Bir hafta öncesinde yine bi­zim üniversiteden bir akade­misyen "Rüşvetçi profesör" diye manşet olmuştu. Herhalde veliler çocukları için epey endişelenmiştir..."

Bugün artık akademik yaşamıyla müzik ilgisi arasında bağlantı kurulmasından eskisi kadar rahatsız olmuyor Özyüksel. İki ayrı alana ayırdığı zamanı birbirinden kesin çizgilerle ayırmış. Üniversitede yoğun bir tempoda çalışıp boş zamanlarını, gecelerini müziğe ayırıyor.

Kollektif müzikten yana

Müziği kendi öğrenmiş: "Kompozisyon ya da armoni dersi almadım. Çekirdekten derler ya, ben de öyle bir müzikçiyim."

Gerektiğinde arkadaşlarından albümleri için destek alı­yor. İstanbul Devlet Operası orkestra şeflerinden Serdar Yalçın fahri danışmanı. Kendi bestelerinden oluşan ilk albü­mü "Bir Çiçek Yılı Uzakta" böyle bir dost dayanışmasıyla hazırlanmış. Yeni albüm ise, grubu Işığın Yansıması'yla birlikte hazırladığı, tam bir takım çalışması ürünü. Bestelerini Uludağ Üniversitesi'ndcki öğrencileri, grup arkadaşları bas­çı Barlas Çevikus ve Murat Durmaz'la şekillendirmiş. Stüdyoya girdiklerinde yine Serdar Yalçın'dan destek almışlar.

"Birdenbire," ilk albümle karşılaştırıldığında daha sert rock yaklaşımıyla, protest tav­rıyla belirginleşiyor. "Bu ülkede protest olmadan yaşanamayacağını düşünüyorum" diyor

Ozyüksel. "Çok fazla sorunumuz var: İnsan haklan, de­mokrasi. İnsana dair herşeyle ilgiliyim, ilgiliyiz. Aşk, dostluk­ar, baskılar. Müziğimizde bir politik tavrımız var. Her tür baskıya karşıyız: Faşizme ya da şeriata."

Marillion'dan Toto'ya, Rus Beşleri'nden Alevi türkülerine uzanan geniş bir repertuarı dinliyor, etkileniyor. "Sentez peşinde değiliz. İçimizden geldiği gibi, kural koymadan müzik yapıyoruz. Çalışmalarımızda tek iddiamız samimiyetimiz."

Protest yaklaşımda estetik ölçütleri ön plana aldığını an­atıyor. Örnek olarak l Mayıs 1986'da vurularak öldürülen 19 yaşındaki genç için Özcan Yurdalan'm şiirinden yola çıkarak yaptığı "Pembe Karanfilli Kız"ı gösteriyor. Şarkılarında şiirlerden yola çıkması da bu yüzden. "Sözü ustası yazsın, şarkıyı ustası söylesin" yaklaşımını savunuyor. Sözleri, şiir dilini çok melodik bul­duğu Afşar Timuçin'e, vokal­leri gitarcı Murat Durmaz'a bırakmış. O beste yapıyor, gitar çalıyor. Elinde daha şimdiden bir, hatta birkaç albüme yetecek kadar beste var.

Işığın Yansıması üyeleri gi­bi Ozyüksel de yeni albüm yerine düşüncelerini konserlerde yoğunlaştırmış. "Canlı" çalma heyecanını yaşayacağı etkinliklerin yolunu gözlüyor. Önümüzdeki günlerde konser duyu­rularında adlarına rastlayabilirsiniz. Belki müzikleriyle rock tarihinde devrim yaratmıyorlar, ama samimiyetleri adına onları dinlemenizi öneririz.

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CUMHURİYET - 12 HAZİRAN 1997
TOKTAMIŞ ATEŞ

...
Bu gençlerimiz, yani 70'liler ve 80'liler 1971 ve 1980'in acılarını yaşamadılar. Ucundan, kenarından anımsayabilecek olanlar da bir ölçüde unuttular. Ve çok şükür yaşam zenginliğinden paylarını daha çok alır oldular. Bugün size bu zenginleşmeyle ilgili bir olaydan söz etmek istiyorum.

Prof. Dr. Murat Özyüksel; bizim bölümde, yani istanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde Öğretim üyesidir. Yoğun bir ders yükü olmasına karşın, Osmanlı'nın son dönemleri ile ilgili değerli araştırmalara imzasını atmıştır ve bu çalışmalarını kesintisiz sürdürmektedir.

Murat okulu bitirdikten sonra, araştırma görevlisi olarak Bursa'ya gitmişti. Orada yaptığı bilimsel çalışmaların yanı sıra, bir de "müzisyen yönünün" ortaya çıktığını duymuştum. Oradaki bazı arkadaşlarıyla kurdukları ve "Işığın Yansıması" adını verdikleri gruplarıyla konserlere katılıyorlardı. Fakat bir türlü fırsat yaratıp, Işığın Yansıması'nı dinleyemedim.

Daha sonra Murat yuvaya, yani mezun olduğu fakülteye döndü. Ve beste çalışmalarının sürdüğünü bilmeme karşın, uzunca bir dönem dinleme olanağını bulamadım. Derken "Bir Çiçek Yılı Sonra" başlıklı ilk kaset ve CD'sini çıkardı. Müthiş keyifli bir müzik şöleni oldu bu kaset. Zaten o dönemdeki bir yazımda da değinmiştim, yakın ve uzak çevremizde beğenmeyen olmadı. Fakat nedendir bilinmez, umduğumuz kadar ses getirmedi.

Bu arada Bursa'da "Işığın Yansıması" grubunda birlikte müzik yaptıkları Murat Durmaz ve Barlas Çevikus istanbul'a yerleşmişlerdi. Böylece, Işığın Yansıması, yeniden görülmeye başlandı. Birkaç cafe-bar'da sahneye çıktılar. Ama geç saatlerde sahne aldıkları için, bir türlü denk getirip gidemedim.

Ve nihayet geçen günlerde, gene Murat Özyüksel'in bestelerinden oluşan kasetleri, "Birdenbire", dinleyicilerin "huzurlarına" çıktı.

Murat, bir Afşar Timuçin tutkunudur. İlk kasetinde olduğu gibi, bu kaset-CD'deki bestelerin çoğunluğu Afşar'ın şjirleri. Bunun yanı sıra Cahit Külebi, Orhan Veli, Özcan Yurdalan, Nâzım Hikmet ve Nihal Özyüksel'in şiirleri de var. Yapımcılığı gene "Kalan Müzik" üstlenmiş.

Umarım Murat'ın bu kaseti, ilk kasetinin kaderini paylaşmaz ve umut ettiğimiz ölçüde ses getirir, dinleyici bulur. Bu kez düzenlemelere Serdar Yalçın'ın da önemli katkısı olmuş. Ayrıca tüm şarkılarda klavyeli çalgıları gene Serdar Yalçın çalıyor.

Bu işin tekniğinden pek anlamamama karşın, kaseti dinlediğimde ilk kasetten çok daha farklı şeyler duydum. "Haklısınız hocam" dedi Murat ve bir sürü anlamadığım teknik özellik sıraladı. Bestelerde de birtakım farklı teknikler kullanmış. (Tabii onları da anlamadım). Fakat anlasam da, anlamasam da çok sevdim.

Aslında şiir seçimi de fevkalade olmuş. Nâzım'ın "Anlamak Sevgilİm" i, Külebi'nin "Hikâye"si, Orhan Veli'nin "Birdenbire"si ve "Gün Olur"u, Afşar'ın şiirleri ve ille de, "Bir Serüvenin Tanımı".

Şöyle noktalıyor şiirini Afşar: "Evet ben tek başımaydım / Onlarsa çok yalnızdılar..."

Gençlerimiz yaralarını sarıyor artık...

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

RADİKAL – 6 HAZİRAN 1997

SERKAN SEYMEN

 Işığın Yansıması Göz Alıyor09

Murat Durmaz (vokal ve elektro Şİtar) , Murat Özyüksel (akustik ve klasik gitar), Barlas Çevikus (bas gitar), Selen Gülün (vokal)

Dört yıl kadar önce ilk albümü “Bir Çiçek Yılı Sonra” ile kendine bir dinleyici kitlesi bulan Murat Özyüksel, ikinci albümü “Birdenbire”de bu kez “Işığın Yansıması” adlı eski grubuyla karşımızda.

İSTANBUL - Birkaç yıl önce müzik dükkânlarının raflarında dizili CD'lerin arasında kendini belli eden kapağıyla, adıyla dikkatimizi celbeden bir albüm görmüştük, dinlemiş ve sevmistik. Albüm, Murat Özyüksel'in “Bir Çiçek Yılı Sonra” adlı çalışmasıydı. Albüm kapağındaki notlardan öğrendiğimiz kadarıyla Murat Özyüksel “İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü”nde öğretim görevlisiydi ve albümde yer alan on adet “soft –rock” diyebileceğimiz şarkının bir kısmı ilk olarak Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğretim üyeliği yaparken öğrencileri ile kurduğu Işığın Yansıması adlı grubuyla çalın­mıştı.

Albüm hoşumuza gitmişti gitmesine ama içimizden keşke grup yerinde olsaydı da tam bir rock al­bümü olsaymış demeden de yapamamıştık. Bu hafta dileğimiz yerine geldi, Murat Özyük­sel'in eski grubu Işığın Yansıması'nı toplayarak yaptığı 'Birdenbire' adlı al­büm yayımlandı. 'Orta sertlik'te, bir nebze 70'li yılların sounduna çalan, 12 şarkı yer alıyor yeni albümde. Ama grup işi olunca kaçınılmaz olarak kimi yerlerde elleri kayıyor, iyice sert vuruyorlar tellere.

YÖK üniversitelerine uğramışlığı­mız olduğundan, rock çalan bir öğre­tim üyesi ile karşılaşmış olmanın şaşkınlığıyla bir profesörün hayatında rock'un yerini merak ediyoruz: "Rock benim duygularımı ifade etmem için bir araç. Beni en iyi ifade eden şey. Akademik kariyer yaparken çalışma sisteminiz çok farklı. Okuyor, derli­yorsunuz. Müzik yaparken ise siz varsınız sadece. Ben yola akademik kariyer ya­payım diye çıkmadım. Okulu bitirdim, o sınava bu sınava girdim derken profesör buldum kendimi. Ama işimi seviyorum ve rock yapmama engel değil. Müzik yapmam okulda garip karşılanmıyor. Ders­lerde hiç sözü geçmedi ilk albümün. .Ben kimsenin haberi yoktur diye düşünüyordum. Meğer dinleyenler epey fazlaymış. Rock, başkaldırı sözcüğüyle birlikte kullanılır. Bizim karşı olduklarımız derseniz şöyle say­maya başlayabiliriz: Yeni dünya düzeni, faşizm, şeriat, bütün baskılar..."

İlk albüm dipten ve derinden de olsa belli bir dinleyiciyle buluşmuştu.

Bu iki albümün kimlere atılmış birer mektup olduğunu soruyoruz:

"İlk önce kendimin dinlemek istediği tarzda şarkılar bunlar. Artık Türkçe bir şeyler dinlemek istiyorum en başta. Böyle müzikten hoşlanabilecek insanlara ulaşmak istiyoruz. Sayımızın, sanıldığı kadar da az olduğunu sanmıyorum. Bizim bir kitlemiz olsun biz albüm yaptığımızda alsın istiyoruz. Geçenlerde bir radyo programın­da bir kız telefon etti; "sizi dört yıl önce bir radyo programında dinlemiştim, ağlamıştım. Şimdi yeni bir albüm çıkacağını öğrenince heyecanlandım" dedi. Bazen umutsuzluğa kapılıyorum. Sonra hiç umulmadık yerlerden telefonlar, fakslar, geliyor. O zaman bütün bunların boşa gitmediğini anlıyorum. Bir tek radyoya telefon eden o kıza ulaşmış olsak bile yeter.

I980'den sonra öğretim elemanları 'bu işi bırakalım mı' diye tartışırken ben bir sınıfta üç kişi beni dinlese on­lara bir şey versem yeter diye düşündüm ve kalmaktan yana oldum. Bir avuç insan dinler bizi ama işte böyle dinler, birçok alanda birtakım insanlar var bir türlü bir araya gelemiyorlar, onlarla ilişkiye girmek istiyoruz. 'Birdenbire'yi dinlemek için ille rock dinleyicisi olmanız gerekmiyor. Türkçe, 'eli ayağı düzgün', içten bir şeyler dinlemek istemeniz yeterli. İlk albüm 'Bir Çiçek Yılı Sonra'yla tanışmadıysanız, 'Birdenbire' alırken yanında onu da isteyin. Bizimkisi, ikinci kez evden çıkmanızı engellemek için küçük bir tavsiye sadece.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CUMHURİYET – 7 NİSAN 1997
Cumhur Cambazoğlu

 Rock Şairleri Misafir Ediyor10

 Murat Özyüksel, 2, albümü 'Birdenbire'yi Bursa'da birlikte müzik yaptığı Işığın Yansıması grubuyla geçen hafta yayımladı. Özyüksel bu kez 70'lerin senfonik rockını çağnştıran özgün modern souriduyla karşımızda.

Murat Özyüksel, ikinci albümü Birdenbire'yi birkaç yıl ön­ce Bursa'da birlikte müzik yaptı­ğı Murat Durmaz (vokal, elekt­rik gitar) ve Barlas Çevikus'la (bass) yeniden kurduğu Işığın Yansıması grubu adıyla geçen hafta yayımladı.

İlk albümü Bir Çiçek Ydı Son-ra'da bestelerini değişik şarkıcılara yorumlatıp kendi adıyla çıkaran Özyüksel, bu kez klasik gitar kullanımıyla 70'lerin senfonik rockını çağnştıran özgün modern sounduyla düzenlemeleriy­le dikkat çeken bir grupla karşımızda. Stüdyo çalışmalarında Serdar Yalçın'dan düzenlemelerde ve klavyelerde büyük destek alan ilk albümde olduğu gibi Ercüment Vural'ın deneyiminden yararlanan Işığın Yansıması, uzun soluklu olacağına inandığı­mız bu albümle yerli rocka yeni bir hava getiriyor.

Yeni albümde Afşar Timuçin, Orhan Veli, Nâzım Hikmet, Ca­hit Külebi, Özcan Yurdalan ve Nihal Özyüksel'in dizelerine yer veren Murat Özyüksel, Murat Durmaz ve Barlas Çavikus'la"Birdenbire albümünü değerlen­dirdik.

- Önce Işığın Yansıması'nın öy­küsüyle başlayalım? Bir grup ge­reksinimi nereden doğdu?

- Bursa'da Uludağ Üniversite-si'nde öğretim görevlisiyken, öğ­renci arkadaşlarla Işığın Yansı­ması grubunu kurmuştuk, kon­serler veriyorduk. Sonra ben İstanbul'a geldim; grubu sürdüremedik. Ercüment Vural'la tanış­tım, iyi arkadaş olduk. Bestelerimi dinledi; "Bunları albümde toplayalım" dedi ye Bir Çiçek Yılı Sonra'yı yaptık. Her parça ayrı esprideydi; değişik yorum­cularla çalışarak bir sentez çıkardık, ama bir grup yoktu ortada. Bu arada Murat'la Barlas istanbul'a yerleştiler. Sohbetler sırasında Işığın Yansıması'nı yeniden canlandırmaya karar verdik. Davulcu Mert Alkaya'dan da yardım alarak çalışmaya başladık. Grup şu anda üç kişi; Berkley'de öğrenim gören arkadaşımız Selen de Türkiye'de bulun­duğu dönemlerde klavyesiyle Işığın Yansıması'ndaki yerini , alacak.

- ilk albüm Bir Çiçek Yılı Sonra, bizce yetersiz tanıtımın kurbanı oldu. Albümü edinebilenler çok beğendi, ama büyük bir kitlenin böyle bir çalışmadan haberi bile olmadı. Nasıl tepkiler geldi ilk albüme?

- Evet, geniş kitlelere ulaşamadı albüm, zaten ticari anlamda büyük başarı beklemiyorduk. Mücadele edilerek bulunmasına karşın sanıyorum müzikseverler arasında yaygın beğeni kazandı. Kısmen amacıma ulaştım. Az sayıda insanı derinden etkileyebiliyorsa o bana yeter zaten; müzikseverden gelen elektrik, albümü boşuna yapmadığımı kanıtlıyor.

- İkinci albümde nasıl bir değişiklik oldu soundda?

İlk albümde teknik nedenlerle canlı kayıt yapamadık; makine kullandık. Bu nedenle  sound biraz softlaşmıştı. Murat ve Barlas gelince grup olduk, sahnede çaldık, eski soundumuza döndük ve protest hava daha da sertleşti bu albümde. Belki de Türkiye'nin yaşadığı süreç bizi bu noktaya getirdi. Sonuç olarak Birdenbire albümünü eski Işığın Yansıması'nın sertleşmiş yeni yorumu şeklinde değerlendirebiliriz.

- Yirie şairlerin tanınmış yapıtlarından oluşan bir albümle özellikle Afşar Timuçin ağırlıklı bir repertuvarla geldiniz. Afşar Timuçin şiirinde sizi etkileyen nedir?

- Afşar Timuçin'in sözleri bana 'Şair olsam böyle yazarım' gibi bir duygu veriyor. Aslında şiir bestelemek zor iş; şaire saygınız varsa, kelime atlamak istemiyorsanız hayli zorlanıyorsunuz. Ancak Afşar Timuçin'in her şiiri bana melodik geliyor, kolaylıkla besteliyorum.

-Albümdeki parçalara geçelim...

- Albüm, Afşar Timuçin'in sözlerini yazdığı Bir Yaz Günlüğü'yle başlıyor. Umut dolu bir parça; dinamik düzenlemesi de bunu yansıtıyor zaten; şarkı duygusal, gitarlar sert... ikinci parça Kalyonlar'ı Tevfik Yücetürk'e adıyoruz. Sözler yine Afşar Timuçin'in, insanoğlu ölümden korktuğu için hayatı istediği gibi yaşayamıyor. Aslında ölüm geldiğinde biz yokuz, biz varken de ölüm yok; yani hiç karşılaşmıyoruz. Şiirdeki, "Öleceksek insan gibi ölelim" sözleri çok etkiledi beni... Üçüncü parça Birdenbire'ye klip hazırlıyoruz. Sound burada biraz farklı; yavaş yavaş giderken davulun atağıyla birdenbire her şey değişiyor. Biraz da Orhan Veli'nin şiiri böyle bir şeyi istiyor. Genelde barok özel­likler taşıyan bir çalışma diyebi­liriz Birdenbire için.

Pembe Karanfilli Kız ilk albümde de vardı. Konserlerde daha rock sounduyla çalıyorduk. Sözlerini Özcan Yurdalan'ın yazdığı bu şiir, 1 Mayıs'ta bir trafik polisinin kurşunuyla ölen 17 yaşındaki Mehmet Akif Dalcı'yı anlatıyor. Yeni, canlı rock soundu hoşumuza gitti ve bu albüme de koyduk. Beşinci parça Hikâye'nin şairi Cahit Külebi maalesef hastanede. Bu şiiri çok eskiden Cem Karaca da yapmıştı; biz de soft rock bestemizi konserlerimizde çalıyor ve çok olumlu tepkiler alıyorduk... Altıncı parça Afşar Timuçin'in Akşamın . Yansıları. Akustik gitar, bass ve davulla giden çok sade bir soundu var. Burada fırça davul kullanmak istedik. Rockçıyız diye amfileri sonuna kadar açmak gerekmiyor bizce. Gün Olur Alır Başımı Giderim, Orhan Veli'nin şiiri. Dönem dönem insanda böyle bir ruh hali oluşur; bir ölçüde derbeder. Murat da şarkıyı yorumlarken, böyle bir yorum getirdi... Anlamak Sevgilim, Nâzım Hikmet'in; yalanın bukadar içimizde olduğu bir dönemde yalana karşı duyulan tavrı anlatan önemli bir parça.

Bir Serüven'in Tanımı yine Afşar Timuçin'in bir yapıtı; yaşamı boyunca hiç boyun eğmemiş bir insanı çok iyi yansıtıyor 'Ben tek başunaydım, çınlarsa çok yalnızdılar', sözleri... Bildiri, ortalama soundumuzu yansıtan, klasik rock formunda bir parçamız, sözler Afşar Timuçin'in... Bardaktan Boşanırcasına'da Afşar Timuçin, 'Biz böyle yaşayacağız, sevişerek, savaşarak, umarak' diyor; ben de şiir ne istiyorsa besteyi ona göre yaptım. Son parça Artı Çocuklar'in sözleri annem Nihal Özyüksel'e ait; davulu kullanmadan piyano ve , bassla gittik. Anneme parçayı kullandığımı söylemedim; albüm çıkınca sürpriz yaptım.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

11

NOKTA - 28 MAYIS 1995
DENİZ AMBARLI

Murat Ozyüksel, başarılı bir akademisyen. Ama aynı zamanda ciddi biçimde müzikle uğraşıyor. Sanatçı-doçent, geçtiğimiz günlerde bir de kaset yayınladı. "Rock müziği çok sevmiştik. O dönemdeki grupların perfonmansını kimsenin yakaladığını sanmıyorum" diyen ÖzyükseVle müzik çalışmaları ve yeni tasarıları üzerine konuştuk.

Nokta: Yaşam öykünüzü kısaca dinleyebilir miyiz?

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Uzun bir süre Uludağ Üniversitesinde görev yaptım. Üç yıldır da İstanbul Üniversitesi'nde görevimi sürdürüyorum. Müzik çalışmalarımı hep sürdürdüm. Daha çok bestecilik yanımı geliştirdim. Kendimi bildim bileli bestelerim vardır.

Nokta: "Bir Çiçek Yılı Sonra" isimli çalışmanız nasıl doğdu?

Ozyüksel: Uludağ Üniversitesi'ndeyken öğrenci arkadaşlarla "Işığın Yansıması" adında bir grup kurduk. Onlarla gerçekten çok zevkli konserler verdik. Bursa içinde öğrenciler ve rockseverler arasında güzel bir imajımız, iyi bir ilişkimiz, konserlerde iyi bir alışverişimiz vardı. Bu kasetteki parçalardan önemli bir bölümünü burada icra ettik. Sonra ben İstanbul'a gelince grup dağıldı. Dağılmasının nedeni olanaksızlıklar ve hayatın getirdiği zorluklardı. Arkadaşlarla İlişkilerimiz sürdü ama biraraya gelip çalışma imkanımız olmadı. O zaman ben bestecilik yönümü sürdürüyor ve yeni besteler yapıyordum. Bunları değerlendirmek İstedim ve çok sevdiğim bir arkadaşını olan Ercüment Vural'ın da katkılarıyla altyapıyı hazırlayıp bitirdik. Çeşitli solist arkadaşlar denedik. Dolayısıyla bu çalışma ortaya çıktı. Çalışmanın sonucundan memnunum. Hemen herkesten olumlu tepkiler aldı bu kaset. Ulaşmak istediğim kitlenin hangi bölümüne ulaşabildiysem o bölümden olumlu tepkiler aldım.

Nokta: Pek alışık olmadığımız türde bir çalışmanız var...

Özyüksel: Böyle birşey yapmak aklıma gelmedi tabii. Bu bir süreç. Bizim lise yıllarımızda, 1970'lerde her şeyimiz müzikti. Sevgimiz sürdü, fakat 80'li yıllarda rock müziğindeki bana göre iniş ve bizim müzikal kültürümüze daha farklı renklerin katılması, klasik müziğe olan ilgimizin artması bu türdeki bir müzik çalışmasını kendiliğinden oluşturdu. Eğer birilerini taklit etmek istemiyorsanız kendinizde oluşan birikim bir sentez ortaya çıkarıyor.

Nokta: Bestelerinizi "klasik rock" ya da "soft rock" çerçevelerine oturtmak mümkün mü?

Özyüksel: Değil bence, ama genel çizgi "soft rock". İçinde caz unsurları da bulunan soft bir rock sound'u. Rock felsefesi bana uygun çünkü muhalif bir tavır var. Rock'ta popülerlik özentisi olmayan bir tavır var. "Hard rock"tan biraz uzaklaştım çünkü bana cazip gelmiyor. O yüzden soft bir çizgide rock sound'u kendiliğinden ortaya çıkıyor. Diğer müzik alanlarına da kapalı olmazsanız farklı parçalar da oluşabiliyor. Çalışmalarımı hiçbir şeye bağlı olmadan bu şekilde sürdürmeyi düşünüyorum.

Nokta: Şiirlerden yola çıkarak besteye ulaştığınız görülüyor. Neden böyle bir rota izliyorsunuz?

Özyüksel: Ben şu şiirler çok güzel onları besteleyeyim demiyorum. Gitarımı elime alıyorum, çalıyorum belli dönemlerde, hiç bir şey çıkmıyor. Belli dönemlerde de bu şiirlerden çok etkileniyor ve besteliyorum. Özellikle Afşar Timuçin'in şiirlerinden çok etkileniyorum. Bu şiirleri dünya görüşü olarak, hayata bakış olarak, estetik olarak çok beğeniyorum ki bestelenmeye değer buluyorum. O estetiği ve o dünya görüşünü şiir anlamında ben veremem. O yüzden kim neyi iyi yapıyorsa onu yapmalı diye düşünüyorum.

Nokta: Dilerseniz biraz da kasetinizin satışları nasıl gitti ya da nasıl gidiyor? diyelim.

Özyüksel: Bu soru bence "nasıl gitti"den öte "nasıl gidiyor" diye sorulmalı. Başlangıçta ne kadar satıyorsa bugün de o kadar satıyor. Bir anlamda klasikleşecek bir kaset olacak belki de. Büyük plakçıların bulunduğu raflarda kaset yerini aldı. Kaset hiç bir zaman çok satmayacak, ama uzun yıllar bu şekilde satmaya devam edecek diye düşünüyorum.

Nokta: Müzikte yapmak istediklerinizi ve düşlerinizi özetleyebilir misiniz?

Özyüksel: Müzik konusunda ne bir ha­yalim ne de fazlaca bir idealim var. Müzik, hayatımda bir renk. Herkesin bir hobisi var benimkisi de birinci derecede müzik. İsteklerim var tabii. Çok daha fazlasını yapmak, belki bir grup kurmak, konserler vermek. Hayatımda müziğe daha fazla yer ayırmak. Bir planını yok. Herşey kendiliğinden oluşuyor. Ama müziği seviyorum, dinlemeyi de yapmayı da seviyorum.

Nokta: Akademik uğraşılarınızın yanısıra müziğe nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Özyüksel: İnsan bütün hayatını tek bir işe veremez. Müzik yapmasam belki daha fazla sinemaya gideceğim, daha fazla kitap okuyacağım. Ama her zaman için kendime ayıracağım bir vakit olacak. O vakit içinde müzik birinci planda yerini alıyor. Yoksa ben akademik kariyerimi engelleyecek düzeyde müziğin içine giremiyorum. Onu da düşünmüyorum zaten.

Nokta: Çalışmalarınızın ardından yeni bir kaset gelecek mi?

Özyüksel: Bu bir virüs. Ben istesem de istemesem de devamı gelecek. Yeni bir kaseti hemen düşünmüyorsam da, şu anda tabii bir dolu bestem var.

Nokta: Bugünkü popüler Türk müziğine nasıl bakıyorsunuz?

Özyüksel: Popüler müzik bence çok geriye gitti. 1970'lerdekİ Cem Karaca, Moğollar hatta Barış Manço'nun o zamanki çizgisi, Bir Fikret Kızılok, bir Timur Selçuk ve de Bülent Ortaçgil'in çabaları çok daha samimi çabalardı. İnsanlar müzik yapmak için müzik yapıyordu. Bunların eserleri kitlelerin talepleriyle uyum sağlıyordu. 80'lerden sonra Türkiye'nin sosyolojik yapısı hızla değişti. Toplumumuz yerleşmemiş bir toplum. Bu göç süreci sonunda da metropollerdeki kültürel kimlik arayışı bizi bu duruma getirdi, özellikle ikinci kuşak o güzelim otantik türkülerinden bir noktada vazgeçmiş. Bu durumda insanlar pop altyapısı üzerinde en geniş kitleye hitap edecek bir tür yakalamaya çalışıyor. Hem söyleyenler hem de üretenler samimi değil. Piyasaya endekslenmiş. Bir kaç tanesini bunun dışında tutmak lazım tabii. Kısacası umutsuzum.

Nokta: Medyanın popüler müzik üzerindeki aşırı desteğini nasıl yorumluyorsunuz?

Özyüksel: Piyasanın bu kadar çok belirleyici olmasından medya da etkileniyor. Yazılı basın okuru neyi istiyorsa onun üzerine gidiyor. Bu da satış yapması açısından doğal. Bütün dünyada popüler müzik var. Fakat bunun yanısıra jazz grupları var, rock grupları var ve dünya basını bunlarla da ilgileniyor. Bizde ise sadece bir popüler müzik fırtınası esti. Kimse de ayakta kalamıyor. Sanatta kalıcı olmak önemli. Bülent Ortaç gil'İn "Benimle Oynar mısın" kaseti pek meşhur olmadı ama şimdi birçok İnsan dinliyor. Bu konuyla ilgili bir anımı anlatayım size. Bir gün bindiğim taksinin şoförüne Ortaçgil'in bir kasetini verdim çalması için. Biraz dinledikten sonra "Abi, ne güzel kasetmiş bu. Niye televizyonlarda çalmıyor?" dedi. Popüler müzik hep olacak, ama dediğim gibi kalıcı olmak önemli... •

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CUMHURİYET - 29 EKİM 1994
CUMHUR CAMBAZOĞLU

12Müzik piyasası, birbiri ardına çıkarılan pop-arabesk denilen çalışmalarla dolup taşarken, arada sırada sıradışı kasetlerle karşılaşıyoruz.

Örneğin Murat Özyüksel'in ilk yapıtı Bir Çiçek Yılı Sonra bu dönemdeki şablon çalışmalara hiç 'yakışmayan' bir bütünlüğü ve mesajı bulunan, üzerinde hayli emek sarfedilmiş, ticari beklentileri fazla olmayan bir kaset. Özyüksel, bestelediği on parçayı beş ayn sanatçının yorumuyla kasete koyarak ve kendi imzasını atarak Türkiye'de alışılmadık bir adım atmış durumda.

Bir Çiçek Yılı Sonra'nın düzenlemeleri Ercüment Vural'a ait.

Vural aynca Lavinya ve Kuşlar ve Çocuklar adlı iki Özyüksel bestesini seslendirmiş. Diğer parçalann solistleri Teonıant Yakupoğlu, Ali Erenus, Selen Gülün ve Aslı Omağ.

Kasette, ağırlık Afşar Timuçin'de olmak, üzere Özdemir Asaf, Orhan Veli, Özcan Yurdalan'ın şiirlerinin bestelerine yer veren Murat Özyüksel, öğrenim gördüğü İstanbul Erkek Lisesi'nin müzik yarışmalarında iddialı olduğu dönemde müzik çalışmalarına başlamış. Çeşitli solo konserlerden, sonra, Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde öğrenim görevlisiyken öğrencileriyle Işığın Yansıması adıyla bir grup kurmuş. Bursa'da büyük bir rock potansiyeli olmasına karşın bestelerini değerlendirebilmek için İstanbul'a gelmesi gerekmiş...

İdeolojik ve yenilik olarak kaset pop müziğe neler getiriyor sizce?

- Yaşantımda ne varsa kasede yansıdı. 35-40 yaşlan arasındaki bizim kuşak 80 sonrası umut ve umutsuzluğu bir arada yaşıyor. Bir kısmımız sarsıldık, gittik, piyasanın şartlarına uyduk. Bir kısmımız da radikal tavrımızı koruduk. Hâlâ düşünce özgürlüğünü, insan haklarını savunmaya çalışıyoruz. İşte, parçalarımda bu umutla umutsuzluğun yanında mücadele gücü ve gerçek bir hümanizm var. Müzik olarak getirdiği yenilik ise düzgün çalışmayla alternatif müzik oluşturması.

- Tür açısından Bir Çiçek Yılı Sonra, nasıl tanımlanabilir?

- Softrock kategorisine koyuyoruz, altyapısı bu, ama melodiler tamamen bizden. Ben bu kasette Öncelikle Türkçeyi iyi kullanmayı, baştan sona dek bütünlüğü olan bir çalışmayı hedefledim. Ticari bir kaygım olmadığı için estetik açıdan kalıcı olan, yeni bir hava getiren kaset yapmak istedim, Piyasaya uzak olduğumdan daha rahat davranabildim.

- Pekiyi nasıl bir tepki bekliyorsunuz kasede?

- Kalite açısından kabul göreceğiden çok umutluyum. Bugün yapılan popa alternatif müzik arayan, Türkçe kaliteli bir şeyler dinlemek isteyen insanların olduğunu biliyorum. Medya sonuna dek desteklese de pop-arabeski dinlemekten kaçınanlar TV'de bu tür müzikle karşılaşınca kanal değiştiriyor, değiştirdiği kanalda da aynı müzikle karşılaşınca yabancı müzik dinliyor. Bu kesime nasıl ulaşacağımı bilmiyorum ama kasedin varlığından haberdar olduklarında seveceklerine inanıyorum.

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HÜRRİYET – 10 TEMMUZ 1994

LALE BARÇIN

 "Bir Çiçek Yılı Sonra!"

13Adıyla sanıyla, albüm kapağıyla, solistleri ve çizgisiyle tamamen farklı olan bir albümü keşfetmeye ne dersiniz? "Bir Çiçek Yılı Sonra" adını taşıyan çalışmada, birbirinden güzel 10 balad, değişik genç sesler tarafından yorumlanıyor. Albümün asıl kahramanı ise Murat Eryüksel. İstanbul Üniversitesi'nde doçentlik yapan Eryüksel, lise yıllarında başladığı müziği yıllarca amatör olarak, ancak son derece kaliteli bir çizgide sürdürmüş. Seksenlerin ikinci yarısında bestelediği bu şarkıları nihayet bir albümde toplamış. Albümde Eryüksel ile aynı frekansı yakalan Ercüment Vural'ın da büyük payı var. Üretildikleri dönemden çok sonra baladlarla tanışmamalarına karşın "sahiplenerek" yorumlayan genç seslerin getirdiği sıcak havayla, '68 kuşağıyla değilse de '78 kuşağıyla bugünün gençliğin tabii düşünsel buluşmasını sağlayan albümde, hemen ilk dinleyişte bazı parçalara yakalanıyorsunuz. Bende iz bırakan parçaların başında Afşar Timuçin'in şiirleri "Yağmurlara Söyle" ve "Bir Çiçek Yılı Sonra", Orhan Veli'nin "Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk" ve özellikle de Ercüment Vural'ın seslendirdiği, çok sevdiğim Özdemir Asaf’ın şiiri olan "Lavinia"... Ben bu albümün büyüsüne kapıldım doğrusu... Bütün bu poplar, fanteziler ve karmaşalı müzik dünyasında "ıssız bir ada", "bir can simidi" arayan herkese de şiddetle tavsiye ediyorum!

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OSCAR TV - 4 ŞUBAT 1994
CANAN GÜNERİ
 

MÜZİĞİN SİYASETÇİSİ
 
14
Üniversitede siyasi düşünce dersleri veren Murat Özyüksel poptaki hareketliliğe pek olumlu bakmıyor.

Murat Özyüksel müzik serüvenini özgün çalışmalarıyla sürdüren bir sanatçı. Bunun yanında bir öğretim üyesi. I.Ü. iktisat Fakültesi'nde siyasi düşünce dersleri veren Özyüksel, bir anlamda müzikle siyaseti içiçe yaşıyor. Yaklaşık dört ay önce "Bir çiçek yılı sonra" isimli güzel bir kaset çıkardı Özyüksel. Çoğunluğu Afşar Timuçin'in sözlerini yazdığı şarkıları, Murat Ozyüksel besteledi, genç sanatçılar seslendirdi, Ercüment Vural da düzenlemeleri yaptı. Müziğini "Pop-arabesk'e lirik bir tepki ve alternatif" olarak niteleyen sanatçı popülerlik kaygıları olmadığını belirtiyor.

Son birkaç yıldır pop müzik adına yaşanan hareketliliği ise hiç olumlu bulmuyor Özyüksel ve üretilenlerin Türkiye'nin sosyo ekonomik yapısıyla ilgili olduğunu söyleyerek şöyle devam ediyor; "Kırdan kente sürekli bir göç var ve alt, arada kalmış kültür piyasaya egemen. Talebi belirleyen merkez kültür değil. Şu anki müzik de toplumsal kargaşanın müziği. Pop müzik adına bir patlamanın yaşandığını söylemek yanlış. Çünkü bir albümün satış grafiği iyi olduğunu göstermez. Önemli olan aynı şarkıların 5,10 sene sonra da zevkle dinlenebilmesi. Türk pop müziği 70'lere kadar oldukça iyiydi. Şimdi ise kötüye doğru yol alıyor. Bu durum bence uzun sürecek. Çünkü sosyolojik sorunlar sürecek."

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

15

 

yukary_ok05

 

 

 

 

 

[Işığın Yansıması] [Grup Üyeleri] [Tarihçe] [Albümler] [Fotoğraflar] [Basın] [Basın Bülteni] [Download] [Bize Ulaşın]