|
Ali Erenus: vokal Murat Özyüksel: akustik ve klasik gitar Ayhan Orhuntaş: elektrik gitar Barlas Çevikus: bas gitar
Düzenlemeler: Işığın Yansıması (Serdar Yalçın'ın katkılarıyla)
Katkıda Bulunanlar: Serdar Yalçın: Klavyeli çalgılar Deniz Güngör: Davul Hüseyin Cebeci: Perküsyon Ertan Tekin: Mey
Ayrıca, Ertuğrul Koça, Özcan Yurdalana, Yücel Tuncaya teşekkür ederiz. Yapım: Seyhan Müzik Prodüktör: Bülent Seyhan Müzik Direktörü: Serdar Yalçın Stüdyo: Duygu Kayıt ve Mix: Erkan Akpınar Mastering: Rıza Okçu Fotoğraflar: Ali Erenus, Serpil Özyüksel Grafik Uygulama: FRS Grafik Servisleri Baskı: FRS Matbaacılık
Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk
Şiir : Orhan Veli Müzik : Murat Özyüksel Hepsinin böyle güzel dönmeleri olanaksız olduğuna göre, saçları ister sarı olsun, ister siyah ya da kahverengi hiçbir çocuğun harbe gitmek zorunda kalmayacağı günlerin umuduyla.
Harbe giden sarı saçlı çocuk ! Yine böyle güzel dön ; Dudaklarında, deniz kokusu. Kirpiklerinde tuz ; Harbe giden sarı saçlı çocuk
 |
Anı
Şiir : Melih Cevdet Anday Müzik : Murat Özyüksel "Sosyalistim ve suçsuzum" diyerek savunmasını tamamlayan Julius Rosenberg ve McCarthy döneminin baskılarına eşiyle birlikte onurlu bir biçimde direnen Ethel Rosenberg için. Tesadüf eseri 48 yıl sonra tam onlar için bestelediğimiz şarkıyı yayınlamak üzereyken, suçsuzlukları Ethel Rosenberg'in eniştesinin itiraflarıyla ortaya çıktı. Yargılanmalarına neden olan suçlama Amerika'nın atom bombası sırlarını Sovyetler Birliği'ne sızdırmaktı. Artık kesinlikle biliniyor ki, gerçekte tek suçları sosyalist olmaktı.
Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak bir şey değil Apansız geliyor aklıma
Nerdeyse gün doğacaktı Herkes gibi kalkacaktınız Belki daha uykunuz da vardı Geceniz geliyor aklıma
Sevdiğim çiçek adları gibi Sevdiğim sokak adları gibi Bütün sevdiklerimin adları gibi Adınız geliyor aklıma
Rahat döşeklerin utanması bundan Öpüşürken o dalgınlık da bundan Telörgünün deliğinde buluşan Parmaklarınız geliyor aklıma
Nice aşklar, arkadaşlıklar gördüm Kahramanlıklar okudum tarihte Çağımıza yakışan vakur sade Davranışınız geliyor aklıma
Bir çift güvercin havalansa Yanık yanık koksa karanfil Değil bu anılacak bir şey değil Çaresiz geliyor aklıma
 |
Nerde Ellerin ?
Şiir : Hasan Hüseyin Müzik : Murat Özyüksel Hiç de yabancısı olmadığımız topraklar, mor denizler, kömür, demir, çile... Ve hâlâ ortaya çıkamayan ellerimiz...
Demir işte burada, nerede ellerin ? Kömür işte burada nerede ellerin ? Mor denizler ortasında bir altın toprak Petrol işte burda nerede ellerin ? Kömür işte burada nerede ellerin ? Nerede, nerede, nerede ellerin ?
Orman bulut bulut Sular türkülü Dokunsan destan tomuracak Geceler yüklü
Çile işte burada nerede ellerin ? Nerede, nerede, nerede ellerin ? Kurtuluş burada nerede ellerin ?
Lavinia
Şiir : Özdemir Asaf Müzik : Murat Özyüksel Yarım kalmış, tamamlanmamış bir aşkın olağanüstü dizelerle anlatılan hüzünlü öyküsü.
Sana gitme, demeyeceğim Üşüyorsun, ceketimi al Günün en güzel, saatleri bunlar Yanımda kal
Sana gitme demeyeceğim Yine de sen bilirsin Yalanlar istiyorsan, yalanlar söyliyeyim İncinirsin
Sana gitme demeyeceğim Ama gitme Lavinia Adını herkesden, gizleyeceğim Sen de bilme Lavinia
Kendi Gücüne Güven
Şiir : Ali Erenus Müzik : Ali Erenus İnsan oğlunun, kendi gücünün bilincinde olacağı zamanlara özlem...
Son yağmurlardan beri Yitirdim içimdeki sevgileri Yıkayınca yağmur gözlerimi Yapayalnız buldum ben kendimi
Yanım bomboştu Arkamda kimse yoktu Arkadaşlarım başka yöne koşmuştu
Anladım yaşarken kendi gücüne güven Yalnız kendi gücüne, bir tek kendi gücüne
 |
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm
Şiir : Karacaoğlan Müzik : Murat Özyüksel, anonim temalardan yola çıkarak Yüzyıllar geçti ama halen üç derdimiz var: Ayrılık, yoksulluk ve ölüm. İnsanlık var oldukça ayrılık ve ölüm de var olacak; ancak artık yoksulluğu ortadan kaldırmanın zamanı gelmedi mi?
Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep nedir gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
Nice sultanlar tahtan indirdi Nicesinin gülden benzini soldurdu Nicelerin Gelmez yola gönderdi Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
Karacaoğlan der ki kondu göçülmez Acıdır ecelin şerbeti içilmez Benim üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm
 |
Kazıcılar
Şiir : 17. yüzyıl halk şiiri Müzik : Murat Özyüksel Toprak hiç kimsenin ancak hepimizin olsun diyen 17. yüzyılın Diggers (Kazıcılar) hareketinin cesur İngiliz köylülerinin anısına.
Siz soylu kazıcılar hepiniz Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi
İşlemek için çorak toprağı Bakışları altında soylu atların Kazmanızı küçümsüyorlar Ve namusunu insanların
Siz soylu kazıcılar hepiniz Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi
Evlerinizi yıkıyorlar Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi Evlerinizi yakıyorlar Korkutmak için kentlerdeki yoksul insanları
Siz soylu kazıcılar hepiniz Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi
Sopadır tek yasaları Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi Sopadır tek yasaları Yoksul insanları dehşete düşürmek için
Siz soylu kazıcılar hepiniz Ayağa kalkın, ayağa kalkın, ayağa kalkın şimdi
 |
Gün Doğarsa
Şiir : Afşar Timuçin Müzik : Murat Özyüksel Denizlerden, kayalardan, karanlık dağlar gibi kuytulardan ve zamanlardan geçmeden güneşe ulaşılabilir mi?
Gün doğarsa denizlerin üstüne dalgalardan Güneşin en azından bir umut olduğunu Duymalısın her zaman
Hep çok uzun bir gemi gibi açılır suda Bir şey taşır ufuklara, ufuklardan Çiçeklenir sonsuzlanır Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan
Gün doğarsa saçlarından saçlarıma Kavga büyük bir deniz varış yok ufuklarda Her şeyin en güzeline yazgılanmışız gitmişiz Gün doğarsa saçlarından saçlarıma Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan
Gün doğarsa gün geçmeden doğamaz çocuk uykularından Denizlerden, kayalardan, kuytulardan, sulardan Geçmeden gün doğamaz karanlık dağlar gibi kuytulardan Denizlerden, kayalardan, kuytulardan, sulardan
Gün doğarsa denizlerin üstüne dalgalardan Güneşin en azından bir umut olduğunu Duymalısın her zaman Biliyorsun geçmeden gidemezsin zamanlardan
 |
Hürriyete Doğru
Şiir : Orhan Veli Müzik : Murat Özyüksel Sonuna kadar gidebilmek uğruna kaybedebileceklerine aldırmayanlara...
Gün doğmadan Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında İçinde bir iş görmenin saadeti Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı Sevineceksin ağları silkeledikçe Deniz gelecek eline pul pul Bir kıyamettir kopacak ufuklarda Gideceksin
Deniz kızları mı dersin kuşlar mı dersin ? Bayramlar seyranlar şenlikler cümbüşler mi ? Gelin alayları teller duvaklar donanmalar mı ?
Hey ne duruyorsun be at kendini denize Geride bekleyenin varmış aldırma Görmüyor musun her yerde hürriyet Yelken ol kürek ol dümen ol balık ol su ol Git gidebildiğin yere
 |
Hücre
Şiir : Murat Özyüksel (Ece Temelkuranın 12/10/1997 tarihli Cumhuriyet Dergide yeralan Hücre Sınır Tanımaz başlıklı yazısından yola çıkarak) Müzik : Murat Özyüksel Antik çağın muhafazakâr filozofu Aristotales, insanın ancak bir topluluk içinde yaşayabileceğini, "Tek başına yaşayan canlı, ya tanrıdır ya da hayvan," diyerek vurguluyordu. İnsan doğasına aykırı bir yaşamın dayatılmasına karşı direndikleri için yitirdiklerimizin anısına.
Ağır demir kapılar Kapandı üzerine Her gece olduğu gibi Yine soğuk hücre bu gece de
Hücre karanlık Ve bir kapan gibi yalnızlık
Elleri kirli sarı gocuğunda Arkadaşları dudaklarında Mırıldanır Naci, Ali, Selim diye Arkadaşları işkencede
Hücre karanlık Ve bir kapan gibi yalnızlık
Ağır demir kapılar Kapandı birdenbire Her gece olduğu gibi Yine soğuk hücre bu gece de
İki çarpı ikibuçukluk hücrede geçer mi zaman ? Sabah çok uzakta Yarım saat ayakta, yarım saat çökerek Geçmezki zaman Sabah çok uzakta
 |
Özgürlük
Şiir : Afşar Timuçin Müzik : Murat Özyüksel Biraz güllerin çocuk yüzlü durgun güzelliğine, biraz denizlerin ufuklarda başlayan bitmezliğine benzeyen özgürlüğün hayaliyle...
Kuşlar özgürlüğü kanatlarıyla yazarlar Göklerin serin mavisine Özgürlük biraz benzer Güllerin çocuk yüzlü durgun güzelliğine Özgürlük biraz benzer Denizlerin ufuklarda başlayan bitmezliğine
Beyazlara çizilen yorgunluk Silinir martıların korku veren sesinde Ne varsa göklerde var Ovalardan ufuklara kadar Ne varsa gözlerinde
|