-
Barışarock 2007
CUMHURİYET – 28 Ağustos 2007
Barışarock konserlerinin tümünde olduğu gibi, bu yılın en dikkat çekici topluluklarından biri yine Işığın Yansıması oldu. 1997 yılında çıkardıkları Birdenbire albümünü keşfettiğimde, aslında bunun grubun oldukça uzun geçmişindeki ikinci albüm olduğunu öğrenmek epey şaşırtmıştı beni. Çünkü olgun sound’ları, çok şey anlatan ve şiirlerden oluşma şarkı sözleriyle Işığın Yansıması bugüne dek şahit olmadığım nitelikte bir rock grubuydu. Grubu ilk kez canlı olarak Hayal Kahvesi’nde izlediğimde ise hayranlığım daha da arttı, çünkü albüm sound’unu sahneye taşımakla kalmıyor, her bir şarkılarına ayrı bir “live performance” heyecanı ve yorumu katıyorlardı, ki bu da Türkiye için pek alışıldık bir durum değildi o tarihlerde. İlk Barışarock’tan bu yana konser serisinin vazgeçilmezi olan Işığın Yansıması, bu yıl da sahnenin en iyilerinden biriydi. Yaklaşık bir saat süren performanslarında Birdenbire ve Nerde Ellerin? albümlerinden şarkılar dinlettiler bize. Pembe Karanfilli Kız ve Kazıcılar’ı canlı canlı dinlemeye doyum olmuyor doğrusu…
-
Işığın Yansıması İstanbul Üniversitesi’ndeydi
RADİKAL – 8 Haziran 2007
20 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin en köklü rock grupları arasında yer alan Işığın Yansıması, İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından düzenlenen etkinlikte sahne aldı. Müzikal kariyerinin farklı dönemlerine yayılan 4 albümden şarkılar seslendiren Işığın Yansıması’nın konserini 1.000′in üzerinde müziksever izledi. Konserin dikkat çekici bir yanı ise, İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan grubun gitaristi Prof. Murat Özyüksel’in öğrencileriyle farklı bir platformda buluşmasıydı. Işığın Yansıması, hemen tüm şarkılarını Orhan Veli ve Afşar Timuçin gibi seçkin Türk şairlerinin sevilen şiirlerinden bestelemesiyle tanınıyor. Konserde Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk, Kara Tren, Bir Yaz Günlüğü ve Anı isimli şarkılar büyük beğeni topladı.
-
Işığın Yansıması Yıldız Üniversitesi’ndeydi
Yıldız Üniversitesi’nde TMMOB Çevre Mühndisleri Odası tarafından gerçekleştirilen 2. Öğrenci Kurultayı, Işığın Yansıması konseriyle sona erdi. 18 Mart 2007 Pazar günü gerçekleştirilen konsere Yıldız Üniversitesi öğrencileri ve Kurultay katılımcılarının yoğun ilgisi vardı. Işığın Yansıması konserde Harbe Giden Sarı Saçlı Çocuk, Birdenbir, Lavinya, Pembe Karanfilli Kız gibi sevilen şarkılarını seslendirdi.-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Işığın Yansıması'ndan Konser ve Albüm
CUMHURİYET 19/2/2001
Ünlü şairlerin dizelerine müzikal yorum getirip rocka taşıyan Işığın Yansıması, yeni kadrosuyla pazartesi gecesi ADA Kültür Merkezi’nde konser verecek. Işığın Yansıması bu konserde yeni hazırladığı albümden beş parçayı da seslendirecek.Işığın Yansıması’ndan konser ve albüm
Işığın Yansıması bu pazartesi (21 Şubat) 20.30′da ADA Kültür Merkezimde konsere çıkıyor. 1994′te bestelerini değişik şarkıcılara yorumlatıp Bir Çiçek Yılı Sonra albümünü üreten, ardından 1997′de bu kez Işığın Yansıması adını verdiği ve kendinin de yer aldığı grupla Birdenbire’yi yayımlayan Murat Ozyüksel, yerli rockta özgün yolunu açmayı başarmış bir besteci.
Ünlü şairlerin dizelerine müzikal yorum getirip roca taşıyan Özyüksel ‘den konser ve hazırlığı süren yeni albümle ilgili bilgi aldık:
Konserin repertuvarında neler var; yeni parçalar dinleyebilecek miyiz?
MURAT ÖZYÜKSEL – ilk iki albümdeki parçalara ek olarak dört ya da beş yeni beste çalacağız. Yeni hazırladığımız albümün yansına yakınım dolayısıyla konserde dinletmiş olacağız. Onsekiz, yirmi parça çalıyoruz konserlerde genellikle.
Yeni besteleri merak ettik…
ÖZYÜKSEL – Birincisi Nâzım Hikmet’in oğlu Memet’e yazdığı ‘Tohuma, Toprağa, Denize İnan’ diye başlayan bir mektup. İkincisi Hasan Hüseyin’in Nerde Ellerin; soundu hayli sert. Üçüncüsü eskiden beri çaldığımız, gündeme getirmediğimiz Karacaoğlan’ın Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Olüm’ü. Anonim temanın üzerine biraz Işığın Yansıması motiflerini kattık… Ben TRT’ye Osmanlı demiryollarıyla ilgili bir belgesel yazıyorum, müziklerini de yapıyorum; orada Kara Tren Gelmez Mola’yı kullandım. Çok hoş bir rock türkü oldu. Onu da repertuvarımıza aldık. Bir de konsere yetistirmeye çalıştığımız yeni parça var; ingiliz burjuva döneminde yaşanmış Kazıcılar hareketini yansıtan, kazıcıların ekin ekerken söylediği halk şarkısının sözlerini bulduk. Müziğini bilemiyoruz ama, biz onu İngiliz tarzı rock parça şeklinde besteledik. Albüme mutlaka koyacağız., ama konsere yetiştirir miyiz bilemiyorum hâlâ.
Birdenbire albümünden sonra kadroda değişiklik oldu. Kimler geldi, kimler gitti?
ÖZYÜKSEL- Albümden sonra grup dağılmadı, ama motivasyonu çok yüksek değildi doğrusu. Bir kan değişikliği oldu ardından; Murat Durmaz ayrıldı. Işığın Yansıması’nın Bursa ‘da kurulduğu günlerdeki ilk kadrosunda yer almış gitarist Ayhan Orhuntaş geldi. Aynca ilk albüm Bir Çiçek Yılı Sonra ‘da Günaydın Sabah adlı parçayı seslendiren Ali Erenus katıldı aramıza. Bassda eski kadrodan Barlas Çevikus devam ediyor. Standart davulcumuz yoktu; Ertuğrul Koç da artık sürekli bizimle çalıyor. Bu beşliyle yolumuza devam ediyoruz.
Dinleyicileriniz yeni albümün çıkışı için belli bir tarih ister. Ne zaman hazır olur yeni çalışma?
ÖZYUKSEL-Ben üniversitede görevliyim, diğer arkadaşların da farklı işleri var. Devamlı toplanamıyoruz, mükemmeliyetçi tutumumuz olduğu için çok çalışmamız gerekiyor. Dolayısıyla uzun sürebilir. Yazın da albüm çıkmayacağına göre eylül diyelim biz yayım tarihine. Bu arada ilk albümdeki Harbe Giden’i yeniden yorumlayıp koyacağımızı haber vereyim.
-
Aptülika
-
Şiirden Şarkıya
CUMHURİYET DERGİ – 26 NİSAN 1998
KEVSER DEVECİOĞLUMurat Özyüksel, Murat Durmaz, Barlas Çevikus, müzik çalışmalarına 10 yıl önce Bursa’da başladılar. Daha sonra onlara Deniz Güngör katıldı. 1994′de çıkan ilk albümleri, “Bir Çiçek Yılı Sonra”, şimdiki grup üyelerinin bir arada olmamasından dolayı Ercüment Vural ‘la birlikte Murat Özyüksel adına çıktı. 1997′de çıkan ikinci albümleri ise “Birdenbire” adını taşıyordu. Albümlerinde yer alan Bütün parçaların sözleri şiirlerden oluşuyor. Grup Uludağ Üniversitesi kökenli. Grubun kurulmasına öncülük eden Murat Özyüksel, İstanbul Üniversitesi’nde Öğretim üyesi. Grubun adı, ” Işığın Yansıması”
Işığın Yansıması nasıl kuruldu?
Özyüksel: Yaklaşık lO yıl önce Bursa’da konserler vermeye başladık. Bir araya gelip zevk almak, birlikte bir şeyler paylaşmak,müzikal üretimin kolektif boyutunu yakalayabilmek için müzik yapıyorduk. Konserlere ilgi artınca, olaya daha farklı yönlerden bakarak besteler üzerinde daha yoğun çalışmaya başladık.
Çevikus: Murat Özyüksel, Uludağ Üniversitesi’nde öğretim üyeliği görevini yaparken grubu kurmuştu. Hocamız İstanbul Üniversitesi’ne geçti ve bir süre ara verdik. Grubun diğer üyeleri de mezun olup İstanbul ‘ a gelince grup yeniden gündeme geldi.
İlk albümünüz nasıl çıktı?
Özyüksel: Grubun yokluğunda Ercüment Vural’la kafa kafaya verdik ve konserlerde çaldığımız parçaları düzenleyip birkaç yeni beste ekleyerek “Bir Çiçek Yılı Sonra”yı oluşturduk, îki parçayı Ercüment Vural söyledi. Diğer parçaları Ali Erenus, Selen Gülün, Teoman Yakupoğlu, Aslı Omağ yorumladılar.
Çevikus: istanbul’a dönmemizle birlikte grup yeniden toplandı ve yeni albüm çalışmaları gündeme geldi. Yeni ve eski parçaların düzenlemeleriyle 1997 Haziran’ında ikinci albümümüz “Birdenbire”yi yaptık.
Neden Işığın Yansıması?
Özyüksel: İsme bütün grup üyeleriyle birlikte karar verdik. Bursa’da konser verdiğimiz sıralarda grubun ismi bile yoktu. Afşar Timuçin’in Işığın Yansıması şiirini çok seviyorduk ve konserlerde sık sık söylüyorduk. Hem anlam hem de estetik bağlamda bize cazip geldiği için bu isimde karar kıldık.
Albümlerinizde yer alan parçaların hepsinin sözleri şiirlerden mi oluşuyor?
Özyüksel: Evet, albümlerdeki bütün bestelerin sözleri şiir. Ağırlıklı olarak da Afşar Timuçin’in şiirleri yer alıyor. Başka şairlerin beğendiğimiz şiirlerine de yer veriyoruz. Orhan Veli, Cahit Külebi, Nâzım Hikmet, Özcan Yurdalan ve Nihal Özyüksel gibi şairlerin şiirleri yer alıyor.
Neden Afşar Timuçin’in şiirleri?
Özyüksel: Onun dünya görüşünü, dünyaya bakışını paylaşıyor ve şiirinin estetiğini seviyoruz. Şiirleri rock müziğine çok uygun sözler ve ritim içeriyor. Estetik var, belli bir bakış açısıyla slogancı değil.
Albümlerde yer alan şiirlere nasıl karar veriyorsunuz ve kim seçiyor?
Çevikus: Şiir kitapları okunurken zaten insan beynine takılan, kendi hayat görüşüne uyan şiirler mutlaka vardır. Seçtiğimiz şiirler lirizm içeriyor, melodik oluyor. Bizim kendi hayat görüşümüze ve müziğimizin lirizmine uyacak şiirleri seçiyoruz.
Özyüksel: Kayda girip sunuluş aşamasına kadar sürekli bir araya gelip parçalar üzerinde çalışıyoruz. Son kasette 12 şarkı varsa 20-30 şarkı çalışmışızdır. Söz, müzik, sound her şey bizce tatmin edici bir olgunluğa erişmiştir ve albüme almışızdır..
Şiir sizin için ne ifade ediyor?
Çevikus: Şiir okumak, İnsana beyinsel bir rahatlama getiriyor. Şiir ya da şarkı sözü bana bir şeyler ifade edebilmeli, insan kendinden bir şeyler bulabilmeli, beni biraz çözebilmeli, kendinde bulamadığın yanları sana daha iyi ifade edebilmeli ve sıcak gelmeli. Çünkü yaşam bir şiirdir.
Özyüksel: Şiir insana, yaşama dair bir anlatımdır. Okurken öyle bir şekilde gelip sizi buluyor ki bunu düşünüyordum ama ifade edememiştim diyebiliyorsunuz. Şiirlerin yaşamla birebir bağlantısı var. Örneğin doçentlik sınavına hazırlanıyorsun, sıkılmışsın ve bir şarkı duyuyorsun. “Yaşamak alışmaktır/İşportada satılan kadın geceliklerine/Alışmak manavlara/ Alışmak doçentlik tezlerine”
Her zaman olmasa da yaşadıklarınla şiir bir anda böyle örtüşebiliyor. O ritrni, o duyguyu içinizde hissediyorsunuz. Yaşamın içinde o şiir sizin için ön plana çıkıyor. Belki gerçekten estetize edilmiş bir yaşamı, belki şiir gibi yaşamaya, özlemi ifade ediyor…
Durmaz: Şiirle birlikte müzik de benim için önemli. Sırf şiir olduğu için müzik yapmıyoruz. Ama müzikle şiirbirbirini tamamlıyor. Bazı şiirlerin ritmi var.
Peki Afşar Timuçin’in tepkileri nasıl?
Özyüksel: Çok beğendiğini, tat aldığını ifade etti.
Bestelemek için seçtiğiniz şiirlerle, yaşamınızda etkilendiğiniz olaylar arasında bir bağ kurulabilir mi?
Genellikle evet. Örneğin sevgili dostum Özcan Yurdalan’ın “Pembe Karanfilli Kız”, 1 Mayıs gösterisinde trafik polisi tarafından kurşunlanan 17 yaşındabir gençle ilgili. Yurdalan şiirine “Mehmet Akif Dalcı/tanımadığımız bir delikanlıydı/gazetede fotoğrafını görmeden/o gece rüyama bir kurşun gibi girmeden önce” sözleriyle başlıyor. Uğur Mumcu’yu yitirmenin getirdiği dayanılmaz üzüntü içindeyken karşıma Afşar Timuçin’in sözleri çıktı.
“Değil mi ki kayalarda çiçeklenen savaşsın/Gökte sevinçsin beyaz beyaz/ Değil mi ki yıkadın tarlaları/Değil rni ki dağlardan/Geldiğin gün başlamayı bekler yaz”
(Özyüksel’e) Müzisyenliğin yanında öğretim üyeliğinizi de sürdürüyorsunuz…
Özyüksel: Siyasi tarih benim öğrencilik yıllarımdan beri meraklı olduğum bir alan; Müzikle de lise yıllarımdan beri ilgilendim. Ama ikisi arasında ilişki kurmak gerekirse yaratıcılık boyutunda olabilir. Mesela Şeyh Bedrettin olayını düşünmek, tarihsel bağlamda tüm yönleriyle algılamaya çalışırken, bunu şiir formunda gerçekleştirebilmiş büyük bir şairin diliyle bestelemek ve onu daha vurucu bir şekilde insanlara sunmak. Belki böylesi bir çalışma tarihçilik ile müzisyenliğimin bir kesişme noktasını oluşturabilir. Bunun dışında öğretim üyeliği ile müzisyenlik arasındaki ilişki, doktorluk, mühendislik gibi herhangi bir meslekte olandan farklı gelmiyor.erhangi bir meslekte olandan farklı gelmiyor.
