Işığın Yansıması Göz Alıyor
RADİKAL – 6 HAZİRAN 1997
SERKAN SEYMEN
Murat Durmaz (vokal ve elektro gitar) , Murat Özyüksel (akustik ve klasik gitar), Barlas Çevikus (bas gitar), Selen Gülün (vokal)
Dört yıl kadar önce ilk albümü “Bir Çiçek Yılı Sonra” ile kendine bir dinleyici kitlesi bulan Murat Özyüksel, ikinci albümü “Birdenbire”de bu kez “Işığın Yansıması” adlı eski grubuyla karşımızda.
İSTANBUL – Birkaç yıl önce müzik dükkânlarının raflarında dizili CD’lerin arasında kendini belli eden kapağıyla, adıyla dikkatimizi celbeden bir albüm görmüştük, dinlemiş ve sevmistik. Albüm, Murat Özyüksel’in “Bir Çiçek Yılı Sonra” adlı çalışmasıydı. Albüm kapağındaki notlardan öğrendiğimiz kadarıyla Murat Özyüksel “İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü”nde öğretim görevlisiydi ve albümde yer alan on adet “soft –rock” diyebileceğimiz şarkının bir kısmı ilk olarak Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde öğretim üyeliği yaparken öğrencileri ile kurduğu Işığın Yansıması adlı grubuyla çalınmıştı.
Albüm hoşumuza gitmişti gitmesine ama içimizden keşke grup yerinde olsaydı da tam bir rock albümü olsaymış demeden de yapamamıştık. Bu hafta dileğimiz yerine geldi, Murat Özyüksel’in eski grubu Işığın Yansıması’nı toplayarak yaptığı ‘Birdenbire’ adlı albüm yayımlandı. ‘Orta sertlik’te, bir nebze 70′li yılların sounduna çalan, 12 şarkı yer alıyor yeni albümde. Ama grup işi olunca kaçınılmaz olarak kimi yerlerde elleri kayıyor, iyice sert vuruyorlar tellere.
YÖK üniversitelerine uğramışlığımız olduğundan, rock çalan bir öğretim üyesi ile karşılaşmış olmanın şaşkınlığıyla bir profesörün hayatında rock’un yerini merak ediyoruz: “Rock benim duygularımı ifade etmem için bir araç. Beni en iyi ifade eden şey. Akademik kariyer yaparken çalışma sisteminiz çok farklı. Okuyor, derliyorsunuz. Müzik yaparken ise siz varsınız sadece. Ben yola akademik kariyer yapayım diye çıkmadım. Okulu bitirdim, o sınava bu sınava girdim derken profesör buldum kendimi. Ama işimi seviyorum ve rock yapmama engel değil. Müzik yapmam okulda garip karşılanmıyor. Derslerde hiç sözü geçmedi ilk albümün. Ben kimsenin haberi yoktur diye düşünüyordum. Meğer dinleyenler epey fazlaymış. Rock, başkaldırı sözcüğüyle birlikte kullanılır. Bizim karşı olduklarımız derseniz şöyle saymaya başlayabiliriz: Yeni dünya düzeni, faşizm, şeriat, bütün baskılar…”
İlk albüm dipten ve derinden de olsa belli bir dinleyiciyle buluşmuştu.
Bu iki albümün kimlere atılmış birer mektup olduğunu soruyoruz:
“İlk önce kendimin dinlemek istediği tarzda şarkılar bunlar. Artık Türkçe bir şeyler dinlemek istiyorum en başta. Böyle müzikten hoşlanabilecek insanlara ulaşmak istiyoruz. Sayımızın, sanıldığı kadar da az olduğunu sanmıyorum. Bizim bir kitlemiz olsun biz albüm yaptığımızda alsın istiyoruz. Geçenlerde bir radyo programında bir kız telefon etti; “sizi dört yıl önce bir radyo programında dinlemiştim, ağlamıştım. Şimdi yeni bir albüm çıkacağını öğrenince heyecanlandım” dedi. Bazen umutsuzluğa kapılıyorum. Sonra hiç umulmadık yerlerden telefonlar, fakslar, geliyor. O zaman bütün bunların boşa gitmediğini anlıyorum. Bir tek radyoya telefon eden o kıza ulaşmış olsak bile yeter.
I980′den sonra öğretim elemanları ‘bu işi bırakalım mı’ diye tartışırken ben bir sınıfta üç kişi beni dinlese onlara bir şey versem yeter diye düşündüm ve kalmaktan yana oldum. Bir avuç insan dinler bizi ama işte böyle dinler, birçok alanda birtakım insanlar var bir türlü bir araya gelemiyorlar, onlarla ilişkiye girmek istiyoruz. ‘Birdenbire’yi dinlemek için ille rock dinleyicisi olmanız gerekmiyor. Türkçe, ‘eli ayağı düzgün’, içten bir şeyler dinlemek istemeniz yeterli. İlk albüm ‘Bir Çiçek Yılı Sonra’yla tanışmadıysanız, ‘Birdenbire’ alırken yanında onu da isteyin. Bizimkisi, ikinci kez evden çıkmanızı engellemek için küçük bir tavsiye sadece.