IŞIK YENİDEN YANSIYOR

Sevgili Işığın Yansıması Dostları,

“Rayların İzinde” ve “Nerde Ellerin” albümlerini gerçekleştirmemizden bu yana yedi yıl gibi uzunca bir süre geçti. Bu gecikmenin sizlerin kolayca anlayabileceği birbiriyle iç içe geçmiş türlü nedenleri var. Bunların en başında grubumuzun tüm elemanlarının orta yaşı devirmiş olmaları ve yaşamlarını sürdürmeleri için Işığın Yansıması dışında profesyonel mesleklerinin bulunması. Belki de bu durum Işığın Yansıması’nı ayrıcalıklı kılıyor. Böylece grubu tümüyle parasal sorunlardan uzak tutabiliyoruz. Ve bu nedenle sadece kendimize ve siz dostlarımıza karşı sorumlu kalabiliyoruz. Elbette ki dünyaya nereden baktığımızla ilgili hayatımızın her alanını kaplayan sorumluluklarımızı bunun dışında tutamayız.

Sonuç olarak yansıtılacak bir ışık varsa, bunun olgunlaşması gerekiyor. Nereye kadar olduğu açık. Öncelikle kendimiz yaptığımız işten emin oluncaya kadar. Ve bir onun kadar önemlisi de, siz dostlarımızın bizim yaptığımız işi onaylayacağını en azından hissedene kadar. İşte bu nedenler demeti, bir sonraki çalışmanın ne zaman tamamlanacağını belirliyor. Doğal olarak bunlara, yapılan işin yani üretim sürecinin bir mühendislik gibi algılanamayacak olması, yaratıcılık gibi kimseye her an nasip olmayacak bir “vahiy” sürecini de içermesi gibi önemli bir unsuru da eklemek gerek. Eh, piyasanın popülerliğe bulaşmayan protest rock çalışmalarını hevesle beklemediği de cabası…

Sonuç olarak, nihayet tamamlamak üzere olduğumuz bu son albümümüz grubumuzla aynı adı taşıyor. Yıllar önce M.S. 1980’li yıllarda ilk kez birlikte ürettiğimiz bu şarkı, grup oluşturma konusunda bizleri motive etmişti. O kadar ki, grubumuza bu şarkının ismini vermiştik. Bu şarkının sözlerini oluşturan “Işığın Yansıması” adlı şiirin Afşar Timuçin’e ait olması da bizim için apayrı bir değer taşıyor, birçok diğer şarkımızda olduğu gibi… Işığın Yansıması şarkısına bir albümde yer vermek için bugüne kadar niye beklediğimiz sorusunun yanıtlanmasına gelince… Bu şarkının canlı performansından aldığımız tatmin duygusunun kayıt aşamasında yakalanmasının güçlüğü, cevabını verebiliriz… Bu kez bir ölçüde başardık sanıyoruz. Yeni çalışmamızda “Işığın Yansıması” dışında iki diğer Afşar Timuçin şiiri daha yer alıyor: “Biz” ve “Denizler Deniz Olsun Diye”…

Sevgili dostumuz Özcan Yurdalan yeni albümümüz için iki şiir yazarak bizlerle bir kez daha dayanışma gösterdi. Kendisini “Pembe Karanfilli Kız” ve “Günaydın Sabah” isimli şarkılarımızın olağanüstü sözlerinden hatırlayacaksınız. Yeni albüm için olan şiirlerden biri, Pembe Karanfilli Kız gibi yine son derece hüzünlü bir rock ağıt için yazıldı; acısı yüreğimizi dağlayan sevgili Hrant için… Diğeri ise “Nefes”; bireyselden toplumsala giden bir sıkışmışlık duygusu üzerine…

Nazım Hikmet’in “Japon Balıkçısı” için de ayrı bir parantez açmak gerek. ABD’nin Hiroşima’ya attığı atom bombasının acısını kalbinde bu kadar derin duyup bu kadar etkileyici biçimde Nazım’dan başka kim anlatabilir? Biz de bu şiirin duygu ve ritmini verebilmek için elimizden geleni yaptık. Çalışmamızda bu büyük şairden bir diğer şiir ise oğlu Mehmet’e yazdığı mektuplardan: Tohuma toprağa denize inan, insana hepsinden önce… Diğer üç şarkının sözleri Orhan Veli, Paul Eluard ve Mevlana’ya ait. Uzun lafın kısası, Mevlana’nın yüzyıllar önce söylediği gibi: Dünle beraber gitti cancağazım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım…

Dinlediğinizde bizlerle benzer tatları almanız, benzer duygu ve düşüncelere sahip olmanız umuduyla…




Yorum bırakın: