Müzik Hayatımda Bir Renk
NOKTA – 28 MAYIS 1995
DENİZ AMBARLI

Murat Ozyüksel, başarılı bir akademisyen. Ama aynı zamanda ciddi biçimde müzikle uğraşıyor. Sanatçı-doçent, geçtiğimiz günlerde bir de kaset yayınladı. “Rock müziği çok sevmiştik. O dönemdeki grupların perfonmansını kimsenin yakaladığını sanmıyorum” diyen Özyüksel’le müzik çalışmaları ve yeni tasarıları üzerine konuştuk.
Nokta: Yaşam öykünüzü kısaca dinleyebilir miyiz?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Uzun bir süre Uludağ Üniversitesinde görev yaptım. Üç yıldır da İstanbul Üniversitesi’nde görevimi sürdürüyorum. Müzik çalışmalarımı hep sürdürdüm. Daha çok bestecilik yanımı geliştirdim. Kendimi bildim bileli bestelerim vardır.
Nokta: “Bir Çiçek Yılı Sonra” isimli çalışmanız nasıl doğdu?
Ozyüksel: Uludağ Üniversitesi’ndeyken öğrenci arkadaşlarla “Işığın Yansıması” adında bir grup kurduk. Onlarla gerçekten çok zevkli konserler verdik. Bursa içinde öğrenciler ve rockseverler arasında güzel bir imajımız, iyi bir ilişkimiz, konserlerde iyi bir alışverişimiz vardı. Bu kasetteki parçalardan önemli bir bölümünü burada icra ettik. Sonra ben İstanbul’a gelince grup dağıldı. Dağılmasının nedeni olanaksızlıklar ve hayatın getirdiği zorluklardı. Arkadaşlarla İlişkilerimiz sürdü ama biraraya gelip çalışma imkanımız olmadı. O zaman ben bestecilik yönümü sürdürüyor ve yeni besteler yapıyordum. Bunları değerlendirmek İstedim ve çok sevdiğim bir arkadaşını olan Ercüment Vural’ın da katkılarıyla altyapıyı hazırlayıp bitirdik. Çeşitli solist arkadaşlar denedik. Dolayısıyla bu çalışma ortaya çıktı. Çalışmanın sonucundan memnunum. Hemen herkesten olumlu tepkiler aldı bu kaset. Ulaşmak istediğim kitlenin hangi bölümüne ulaşabildiysem o bölümden olumlu tepkiler aldım.
Nokta: Pek alışık olmadığımız türde bir çalışmanız var…
Özyüksel: Böyle birşey yapmak aklıma gelmedi tabii. Bu bir süreç. Bizim lise yıllarımızda, 1970′lerde her şeyimiz müzikti. Sevgimiz sürdü, fakat 80′li yıllarda rock müziğindeki bana göre iniş ve bizim müzikal kültürümüze daha farklı renklerin katılması, klasik müziğe olan ilgimizin artması bu türdeki bir müzik çalışmasını kendiliğinden oluşturdu. Eğer birilerini taklit etmek istemiyorsanız kendinizde oluşan birikim bir sentez ortaya çıkarıyor.
Nokta: Bestelerinizi “klasik rock” ya da “soft rock” çerçevelerine oturtmak mümkün mü?
Özyüksel: Değil bence, ama genel çizgi “soft rock”. İçinde caz unsurları da bulunan soft bir rock sound’u. Rock felsefesi bana uygun çünkü muhalif bir tavır var. Rock’ta popülerlik özentisi olmayan bir tavır var. “Hard rock”tan biraz uzaklaştım çünkü bana cazip gelmiyor. O yüzden soft bir çizgide rock sound’u kendiliğinden ortaya çıkıyor. Diğer müzik alanlarına da kapalı olmazsanız farklı parçalar da oluşabiliyor. Çalışmalarımı hiçbir şeye bağlı olmadan bu şekilde sürdürmeyi düşünüyorum.
Nokta: Şiirlerden yola çıkarak besteye ulaştığınız görülüyor. Neden böyle bir rota izliyorsunuz?
Özyüksel: Ben şu şiirler çok güzel onları besteleyeyim demiyorum. Gitarımı elime alıyorum, çalıyorum belli dönemlerde, hiç bir şey çıkmıyor. Belli dönemlerde de bu şiirlerden çok etkileniyor ve besteliyorum. Özellikle Afşar Timuçin’in şiirlerinden çok etkileniyorum. Bu şiirleri dünya görüşü olarak, hayata bakış olarak, estetik olarak çok beğeniyorum ki bestelenmeye değer buluyorum. O estetiği ve o dünya görüşünü şiir anlamında ben veremem. O yüzden kim neyi iyi yapıyorsa onu yapmalı diye düşünüyorum.
Nokta: Dilerseniz biraz da kasetinizin satışları nasıl gitti ya da nasıl gidiyor? diyelim.
Özyüksel: Bu soru bence “nasıl gitti”den öte “nasıl gidiyor” diye sorulmalı. Başlangıçta ne kadar satıyorsa bugün de o kadar satıyor. Bir anlamda klasikleşecek bir kaset olacak belki de. Büyük plakçıların bulunduğu raflarda kaset yerini aldı. Kaset hiç bir zaman çok satmayacak, ama uzun yıllar bu şekilde satmaya devam edecek diye düşünüyorum.
Nokta: Müzikte yapmak istediklerinizi ve düşlerinizi özetleyebilir misiniz?
Özyüksel: Müzik konusunda ne bir hayalim ne de fazlaca bir idealim var. Müzik, hayatımda bir renk. Herkesin bir hobisi var benimkisi de birinci derecede müzik. İsteklerim var tabii. Çok daha fazlasını yapmak, belki bir grup kurmak, konserler vermek. Hayatımda müziğe daha fazla yer ayırmak. Bir planını yok. Herşey kendiliğinden oluşuyor. Ama müziği seviyorum, dinlemeyi de yapmayı da seviyorum.
Nokta: Akademik uğraşılarınızın yanısıra müziğe nasıl vakit ayırıyorsunuz?
Özyüksel: İnsan bütün hayatını tek bir işe veremez. Müzik yapmasam belki daha fazla sinemaya gideceğim, daha fazla kitap okuyacağım. Ama her zaman için kendime ayıracağım bir vakit olacak. O vakit içinde müzik birinci planda yerini alıyor. Yoksa ben akademik kariyerimi engelleyecek düzeyde müziğin içine giremiyorum. Onu da düşünmüyorum zaten.
Nokta: Çalışmalarınızın ardından yeni bir kaset gelecek mi?
Özyüksel: Bu bir virüs. Ben istesem de istemesem de devamı gelecek. Yeni bir kaseti hemen düşünmüyorsam da, şu anda tabii bir dolu bestem var.
Nokta: Bugünkü popüler Türk müziğine nasıl bakıyorsunuz?
Özyüksel: Popüler müzik bence çok geriye gitti. 1970′lerdekİ Cem Karaca, Moğollar hatta Barış Manço’nun o zamanki çizgisi, Bir Fikret Kızılok, bir Timur Selçuk ve de Bülent Ortaçgil’in çabaları çok daha samimi çabalardı. İnsanlar müzik yapmak için müzik yapıyordu. Bunların eserleri kitlelerin talepleriyle uyum sağlıyordu. 80′lerden sonra Türkiye’nin sosyolojik yapısı hızla değişti. Toplumumuz yerleşmemiş bir toplum. Bu göç süreci sonunda da metropollerdeki kültürel kimlik arayışı bizi bu duruma getirdi, özellikle ikinci kuşak o güzelim otantik türkülerinden bir noktada vazgeçmiş. Bu durumda insanlar pop altyapısı üzerinde en geniş kitleye hitap edecek bir tür yakalamaya çalışıyor. Hem söyleyenler hem de üretenler samimi değil. Piyasaya endekslenmiş. Bir kaç tanesini bunun dışında tutmak lazım tabii. Kısacası umutsuzum.
Nokta: Medyanın popüler müzik üzerindeki aşırı desteğini nasıl yorumluyorsunuz?
Özyüksel: Piyasanın bu kadar çok belirleyici olmasından medya da etkileniyor. Yazılı basın okuru neyi istiyorsa onun üzerine gidiyor. Bu da satış yapması açısından doğal. Bütün dünyada popüler müzik var. Fakat bunun yanısıra jazz grupları var, rock grupları var ve dünya basını bunlarla da ilgileniyor. Bizde ise sadece bir popüler müzik fırtınası esti. Kimse de ayakta kalamıyor. Sanatta kalıcı olmak önemli. Bülent Ortaç gil’İn “Benimle Oynar mısın” kaseti pek meşhur olmadı ama şimdi birçok İnsan dinliyor. Bu konuyla ilgili bir anımı anlatayım size. Bir gün bindiğim taksinin şoförüne Ortaçgil’in bir kasetini verdim çalması için. Biraz dinledikten sonra “Abi, ne güzel kasetmiş bu. Niye televizyonlarda çalmıyor?” dedi. Popüler müzik hep olacak, ama dediğim gibi kalıcı olmak önemli…