Rock Şairleri Misafir Ediyor
CUMHURİYET – 7 NİSAN 1997
Cumhur Cambazoğlu
Murat Özyüksel, 2, albümü ‘Birdenbire’yi Bursa’da birlikte müzik yaptığı Işığın Yansıması grubuyla geçen hafta yayımladı. Özyüksel bu kez 70′lerin senfonik rockını çağrıştıran özgün modern sounduyla karşımızda.
Murat Özyüksel, ikinci albümü Birdenbire’yi birkaç yıl önce Bursa’da birlikte müzik yaptığı Murat Durmaz (vokal, elektrik gitar) ve Barlas Çevikus’la (bass) yeniden kurduğu Işığın Yansıması grubu adıyla geçen hafta yayımladı.
İlk albümü Bir Çiçek Yılı Sonra’da bestelerini değişik şarkıcılara yorumlatıp kendi adıyla çıkaran Özyüksel, bu kez klasik gitar kullanımıyla 70′lerin senfonik rockını çağnştıran özgün modern sounduyla düzenlemeleriyle dikkat çeken bir grupla karşımızda. Stüdyo çalışmalarında Serdar Yalçın’dan düzenlemelerde ve klavyelerde büyük destek alan ilk albümde olduğu gibi Ercüment Vural’ın deneyiminden yararlanan Işığın Yansıması, uzun soluklu olacağına inandığımız bu albümle yerli rocka yeni bir hava getiriyor.
Yeni albümde Afşar Timuçin, Orhan Veli, Nâzım Hikmet, Cahit Külebi, Özcan Yurdalan ve Nihal Özyüksel’in dizelerine yer veren Murat Özyüksel, Murat Durmaz ve Barlas Çavikus’la”Birdenbire albümünü değerlendirdik.
Önce Işığın Yansıması’nın öyküsüyle başlayalım? Bir grup gereksinimi nereden doğdu?
- Bursa’da Uludağ Üniversitesi’nde öğretim görevlisiyken, öğrenci arkadaşlarla Işığın Yansıması grubunu kurmuştuk, konserler veriyorduk. Sonra ben İstanbul’a geldim; grubu sürdüremedik. Ercüment Vural’la tanıştım, iyi arkadaş olduk. Bestelerimi dinledi; “Bunları albümde toplayalım” dedi ye Bir Çiçek Yılı Sonra’yı yaptık. Her parça ayrı esprideydi; değişik yorumcularla çalışarak bir sentez çıkardık, ama bir grup yoktu ortada. Bu arada Murat’la Barlas istanbul’a yerleştiler. Sohbetler sırasında Işığın Yansıması’nı yeniden canlandırmaya karar verdik. Davulcu Mert Alkaya’dan da yardım alarak çalışmaya başladık. Grup şu anda üç kişi; Berkley’de öğrenim gören arkadaşımız Selen de Türkiye’de bulunduğu dönemlerde klavyesiyle Işığın Yansıması’ndaki yerini , alacak.
İlk albüm Bir Çiçek Yılı Sonra, bizce yetersiz tanıtımın kurbanı oldu. Albümü edinebilenler çok beğendi, ama büyük bir kitlenin böyle bir çalışmadan haberi bile olmadı. Nasıl tepkiler geldi ilk albüme?
- Evet, geniş kitlelere ulaşamadı albüm, zaten ticari anlamda büyük başarı beklemiyorduk. Mücadele edilerek bulunmasına karşın sanıyorum müzikseverler arasında yaygın beğeni kazandı. Kısmen amacıma ulaştım. Az sayıda insanı derinden etkileyebiliyorsa o bana yeter zaten; müzikseverden gelen elektrik, albümü boşuna yapmadığımı kanıtlıyor.
İkinci albümde nasıl bir değişiklik oldu soundda?
- İlk albümde teknik nedenlerle canlı kayıt yapamadık; makine kullandık. Bu nedenle sound biraz softlaşmıştı. Murat ve Barlas gelince grup olduk, sahnede çaldık, eski soundumuza döndük ve protest hava daha da sertleşti bu albümde. Belki de Türkiye’nin yaşadığı süreç bizi bu noktaya getirdi. Sonuç olarak Birdenbire albümünü eski Işığın Yansıması’nın sertleşmiş yeni yorumu şeklinde değerlendirebiliriz.
Yirmi şairin tanınmış yapıtlarından oluşan bir albümle özellikle Afşar Timuçin ağırlıklı bir repertuvarla geldiniz. Afşar Timuçin şiirinde sizi etkileyen nedir?
- Afşar Timuçin’in sözleri bana ‘Şair olsam böyle yazarım’ gibi bir duygu veriyor. Aslında şiir bestelemek zor iş; şaire saygınız varsa, kelime atlamak istemiyorsanız hayli zorlanıyorsunuz. Ancak Afşar Timuçin’in her şiiri bana melodik geliyor, kolaylıkla besteliyorum.
Albümdeki parçalara geçelim…
- Albüm, Afşar Timuçin’in sözlerini yazdığı Bir Yaz Günlüğü’yle başlıyor. Umut dolu bir parça; dinamik düzenlemesi de bunu yansıtıyor zaten; şarkı duygusal, gitarlar sert… ikinci parça Kalyonlar’ı Tevfik Yücetürk’e adıyoruz. Sözler yine Afşar Timuçin’in, insanoğlu ölümden korktuğu için hayatı istediği gibi yaşayamıyor. Aslında ölüm geldiğinde biz yokuz, biz varken de ölüm yok; yani hiç karşılaşmıyoruz. Şiirdeki, “Öleceksek insan gibi ölelim” sözleri çok etkiledi beni… Üçüncü parça Birdenbire’ye klip hazırlıyoruz. Sound burada biraz farklı; yavaş yavaş giderken davulun atağıyla birdenbire her şey değişiyor. Biraz da Orhan Veli’nin şiiri böyle bir şeyi istiyor. Genelde barok özellikler taşıyan bir çalışma diyebiliriz Birdenbire için.
Pembe Karanfilli Kız ilk albümde de vardı. Konserlerde daha rock sounduyla çalıyorduk. Sözlerini Özcan Yurdalan’ın yazdığı bu şiir, 1 Mayıs’ta bir trafik polisinin kurşunuyla ölen 17 yaşındaki Mehmet Akif Dalcı’yı anlatıyor. Yeni, canlı rock soundu hoşumuza gitti ve bu albüme de koyduk. Beşinci parça Hikâye’nin şairi Cahit Külebi maalesef hastanede. Bu şiiri çok eskiden Cem Karaca da yapmıştı; biz de soft rock bestemizi konserlerimizde çalıyor ve çok olumlu tepkiler alıyorduk… Altıncı parça Afşar Timuçin’in Akşamın . Yansıları. Akustik gitar, bass ve davulla giden çok sade bir soundu var. Burada fırça davul kullanmak istedik. Rockçıyız diye amfileri sonuna kadar açmak gerekmiyor bizce. Gün Olur Alır Başımı Giderim, Orhan Veli’nin şiiri. Dönem dönem insanda böyle bir ruh hali oluşur; bir ölçüde derbeder. Murat da şarkıyı yorumlarken, böyle bir yorum getirdi… Anlamak Sevgilim, Nâzım Hikmet’in; yalanın bukadar içimizde olduğu bir dönemde yalana karşı duyulan tavrı anlatan önemli bir parça.
Bir Serüven’in Tanımı yine Afşar Timuçin’in bir yapıtı; yaşamı boyunca hiç boyun eğmemiş bir insanı çok iyi yansıtıyor ‘Ben tek başunaydım, çınlarsa çok yalnızdılar’, sözleri… Bildiri, ortalama soundumuzu yansıtan, klasik rock formunda bir parçamız, sözler Afşar Timuçin’in… Bardaktan Boşanırcasına’da Afşar Timuçin, ‘Biz böyle yaşayacağız, sevişerek, savaşarak, umarak’ diyor; ben de şiir ne istiyorsa besteyi ona göre yaptım. Son parça Artı Çocuklar’in sözleri annem Nihal Özyüksel’e ait; davulu kullanmadan piyano ve , bassla gittik. Anneme parçayı kullandığımı söylemedim; albüm çıkınca sürpriz yaptım.